Bir bayram daha geldi geçti işte. Hey gidi günler hey!... Eskiden böyle miydi? Sabaha kadar sevinçten uyuyamazdık, ailemizin aldığı bayramlıkları özenle hazırlayıp vitrinlerde sergilenecek olan kıyafetler misali büyük bir itinayla askılıklara asılır başucu süsü yapılırdı. Şimdi öyle mi? Büyüdük anacım büyüdük. O sevinçleri yaşatacak çocuklarımız olmalı. Yeni yetmelerin de uykudan, bilgisayardan ve oyun oynamaktan başka yaptıkları bir şey yokki. Bayram ne demek bilmiyorlar belki de kabahat bizde onlara bayramları anlatamıyoruz. Bir söze takıldı gözlerim geçen gün: ' Herkes bayram geldi diyor; hayrola sevgilim sen mi geldin de bayramım olsun?...' evet, gerçekten anlamı büyük beklemekten hiç yorulmamış ve yorulmayacak birisinin söylediği bir cümle. İşte bu adam sevilir deli gibi aşıkta olunur buna. Bayramlarda olduğu gibi aşklarda da yoktur eskilerin tadı sorsak bir büyüğümüze; 'Sizinde yaşadığınız aşk mı? ' derdi bize. Ne çok yaşanmışlıkları gözünün önünden geçirirken ve yaşayamadıklarına iç çekerken. Sonra bir türkü mırıldar belki de bir zamanlar sevdiğine fısıldar gibi ' Düz dara yar düz dara yar zülüfün düz dara binlerce güzel sevdimde sen açtırdın yüz yara..' En son dudaklarından bir ' Keşke ' düşer belki de ama ne fayda...
Bayramımızın son gününde yeni kutlanan bir bayramı kimler kabul ediyorsa onların bayramını şey ediyorum. Benim bu bayram; bulaşıklarla iç içe günlerim, eş dostun çektiği mesajları yanıtlamakla geçen saatlerim, bir saate yakın boş boş beklemekle geçen dakikalarım dışında üç günüm olmadı. Şu günlerim bir an önce geçmesi için şaha kalkan dualarım var ve Müşfik KENTER'den paylaşmak istediğim bir kaç satır:
Çapkınlara;
Sevmediğin birine asla
"seni seviyorum" deme.. İçinde olmayan duygulardan varmış gibi sözetme..
Kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme.. Sevgi dolu bakan gözlere
asla yalan söyleme,çünkü birine verebileceğin en büyük acı, aşık
olmadığın birini kendine aşık etmektir…
Seviyorum diyenler;
Seven insan "senin hatan" yerine "özür dilerim"
diyendir… "neredesin" yerine "ben buradayım" diyendir.. "nasıl
yaparsın" yerine "niye yaptığını anlıyorum" diyendir.. ve aşk "keşke"
yerine daima "iyi ki" diyendir…
Dönmeyecek Birini Hala Bekleyenlere;
Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna hiç değmediğini
gördüğün andır ve en büyük kaybın onun için harcadığın yıllardır…Senin
aşkını şu gün hak etmeyen, bilki 10 sene sonra yine haketmeyecektir.
Bırak, gitsin…
Kendimi tanımadığım zamanların içinden çıkıp kendim olduğum halkanın içine atmak istiyorum kendimi o halkayı biraz genişleteceğime söz vererek kendime :))
Translate
21 Ağustos 2012 Salı
11 Ağustos 2012 Cumartesi
Huzuruna Ses...
''Gripin- dört'' dinlemelisin.
Boşveriyorum bu gün kendimi...
Giderim, gidersin, gider... Kaybetmenin gururunu yaşamak istedi belki de bedenim, ruhum ya da kalbim bunun muhasebesini yapmayacak bir süre. İnsanların gidişlerimi izlemesine izin veriyorum ve hala insanlara güvenebiliyorum. Garip! Çevremde tonlarca yüzleri ne tarafta belli olmayan insan varken ben hala hangi yüzlerini gösterirlerse onlara o yüzleriyle bakmaya çalışıyorum. Bildiğim tanıdığımın dışında gösterdikleri ne ise onlara bakıyorum. Aslında pek umurumda da değiller onlar kendilerini oscarlık oyuncu sanırken, ben koltuğuma kurulmuş bu performanslarından dolayı onları alkışlıyorum. Görmeyen onlar ben değilim.
İyi niyet pekte iyi sonuçlar doğurmuyormuş. Ben görmedim onlar söylüyor. Geçen gün uzun zaman sonra gülüşünü özlediğim bir arkadaşım İsmail Abi'nin bir resmini paylaşmıştı. Resmin altındaki yazı: ' Adamlar bana çay veri çay. Çay veren adam hiç kötü olur mu Aklın mantığın kesiyor mu? ' Çok hoş, aynı zamanda da alıp götürüp bir yerlere kıyıya köşeye atıyor seni bu cümle... Atar ama insanların atmasından iyidir bir cümlenin atması.
İnsan bildiği çoğu kelimenin anlamına daha fazla anlam yüklüyor zaman geçtikçe yani büyüdükçe artık yaş kemale erdikçe. Bazen hiç önemsemediğin kelimeler hayatının anlamı olurken, hayatının anlamı sandıkların toz olup gidiveriyor. Bazen ise bütün kelimeleri unutup lisansız kalmak, oluyor arada. Kimsesizlik gibi. Anlatamamak ne kadar kötü, anlatmak için bir yerlerini yırtıp hala anlamayanlarla yüz yüze olan anlatanlar bilir.
Bir durgunluk, halsizlik bir boş vermişlik var bende, fazla bile saçmaladım...
... ama resim anlamlı şimdi :))
23 Temmuz 2012 Pazartesi
HERŞEYE RAĞMEN UMUT ET!
Tuhaf mı olması gereken mi bilemedim bak. Garip garip hisler geliyor hiç olmamış gibi gidiyor sonra. Silkeliyorum kendimi ' Lan, hiç kırıntısını da mı hissetmiyorsun geçmişe dair?' diye soruyorum, sadece ' Yazık!..' kelimesi düşüyor içime dudaklarımın arasından çıkmasına dahi izin vermiyor yüreğim. Öfke yok, kin yok, nefret yok sana dair hiç bir şey kalmamış ki içimde. Ne güzel diyorum. Ya nefret etseydim senden?... Neyse keşke şeytanın dil oyunudur demem diyemem. En nihayetinde sen benim değil başkalarının keşke sisin. Kaybettiklerim dizilse de bir bir önüme pufff gidiveriyor, zaten gitmişler bu saatten sonra onun muhasebesini yapmanın ne faydası var ki?... Şimdi oturup dizilseniz bir bir karşıma milyonlarca soru sorardım size cevabını veremeyeceğiniz. Ne gerek var değil mi ne de olsa söz söyleyenin değil anlayanındır. Anlayacak birilerinin olmadığını bildiğimdendir bu boş vermişliğim.
Şimdi açıyorum kollarımı rüzgara karşı yürüyorum ben, tek başıma. Şöyle sağıma soluma baktığımda meleklerimden başkalarını göremeden. Şöyle kafamı hafifçe sol göğsüme indiriyorum kalıyorum orada. Her şeye inat gülebiliyorum hala unutabiliyorum dakikalarca umursamayabiliyorum sevebileceğim hala delicesine, umut vaad edebileceğim birisine, sonram olacak bir kere ve sonum olacak. İnandığım şeyler var hala sizlere rağmen. Benim inançlarım hiç bitmeyecek, ben onları iki üç yalan dolan insanlar yüzünden satmayacağım, ben görebileceğim hep siz yaşamınıza kör olarak devam edeceksiniz. Kaybettiklerim kadar kaybedeceklerim olacak belki ama ben yine ayakta onları büyük bir zevkle uğurluyor olacağım....
Şimdi açıyorum kollarımı rüzgara karşı yürüyorum ben, tek başıma. Şöyle sağıma soluma baktığımda meleklerimden başkalarını göremeden. Şöyle kafamı hafifçe sol göğsüme indiriyorum kalıyorum orada. Her şeye inat gülebiliyorum hala unutabiliyorum dakikalarca umursamayabiliyorum sevebileceğim hala delicesine, umut vaad edebileceğim birisine, sonram olacak bir kere ve sonum olacak. İnandığım şeyler var hala sizlere rağmen. Benim inançlarım hiç bitmeyecek, ben onları iki üç yalan dolan insanlar yüzünden satmayacağım, ben görebileceğim hep siz yaşamınıza kör olarak devam edeceksiniz. Kaybettiklerim kadar kaybedeceklerim olacak belki ama ben yine ayakta onları büyük bir zevkle uğurluyor olacağım....
5 Temmuz 2012 Perşembe
İyiyim Ben Senin Yokluğun Dışında...
Özlemek acıtıyormuş, eskiden de ayrı kaldık ama şimdiki bambAŞKa. Adımımı atıyorum mesela 'Gitme' diyen sesin yok, gülen gözlerin yok, sarılıp ' Seni yaratan Allah'a kurban olurum. ' diyen dillerin yok, dokunan ellerin yok. Özlem, şimdi başka lisan kullanıyor bana. Özledim be Duham çok özledim...
Sana gelmek açmamaya inat eden çiçeklerin açmasıyla şenlenen bahçe
Sana gelmek ölüye can vermek
Sana gelmek olmayacağını bile bile kurduğun bütün hayalleri unutup tek hayalinin gerçekleşmesini izlemek
Sana gelmek Afrika'da bulunan bir lokma ekmek
Sana gelmek şükürlerin en büyüğü
Sana gelmek yâr, sana gelmek o yârin sonunda ölüm olsa da bile bile sana koşmak...
Hayatın parçalanmış can kırıklarını ayıklarken vücudundan, gidenlerin gelmeyeceğini gelmiş olanların ne kadar yaktıklarını görmekten korkma. Bunca sene topladığım cesaretim, istikrarlı bir şekilde yürümeme sebep. Pişmanlık mı? Keşke daha önce toparlayabilseydim bu cesareti...
Zararın neresinden dönersen kârdır muhabbetiyle avutuyorum kendimi. Buna da şükür ya hiç olmasaydı....
Sana gelmek açmamaya inat eden çiçeklerin açmasıyla şenlenen bahçe
Sana gelmek ölüye can vermek
Sana gelmek olmayacağını bile bile kurduğun bütün hayalleri unutup tek hayalinin gerçekleşmesini izlemek
Sana gelmek Afrika'da bulunan bir lokma ekmek
Sana gelmek şükürlerin en büyüğü
Sana gelmek yâr, sana gelmek o yârin sonunda ölüm olsa da bile bile sana koşmak...
Hayatın parçalanmış can kırıklarını ayıklarken vücudundan, gidenlerin gelmeyeceğini gelmiş olanların ne kadar yaktıklarını görmekten korkma. Bunca sene topladığım cesaretim, istikrarlı bir şekilde yürümeme sebep. Pişmanlık mı? Keşke daha önce toparlayabilseydim bu cesareti...
Zararın neresinden dönersen kârdır muhabbetiyle avutuyorum kendimi. Buna da şükür ya hiç olmasaydı....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Öne Çıkan
Sevmek ya da sevmemek işte bütün mesele bu!...
İnsan sevmeye nereden başlamalı? Günün sorusu bu olsun. İnsan en çok kendinin düşmanı ve yine en çok kendinin dostu. Bir söz va...
Popüler
-
Geçmişte, tekrar ve gelecekte hep yaşanacaklar... Kimlerin affediciliği ağır basıyorda tükürdüğünü yalıyor yada unutuyor söylenenleri bilm...
-
İlk kez ne anlatacağımı bilmeyerek açtım bloku... Birikmedi içimde yani ne yazacağım... His'siz geçen saatlerimde, hissetmek istedikl...
-
Ne kadar çok düşündüysem o kadar içine çekti beni. Acaba ben ciddi anlamda bu ilişkiye şans vermedim mi? Sadece olmayacağını düşünerek hep...




