29 Oca 2012

Küçük Bir Çocuğun İsyanı Değil Bu Büyük Bir Kadının Aşkı

Ne zaman hayata sıfırdan başlıyorum desem başlayamadım. Hatalıydım, attığım adım külliyen yalanla başlıyordu. Ben kimdim de hayata sıfırdan başlamaya yelteniyordum ki. Ben hayata başlamak istesem tam ortasından başlayabilirdim sıfır bir hiçti matematikte de olduğu gibi ve ben binlerce hiçten değil milyonlarca yaşanmışlıktan gelme hayatımı sürdürmek zorundaydım. Hiç birşeyi temize çekip başlayabilme lüksüm yok benim. Git desen yakamı bırakabilecek bir hayatımda yok, bu hayatla yanımda yürümeye cesaret edebilcek biride, hayatı ıskalama şansımda yok. Hiç bir şey yok hiç bir şey olmayacak... Bıkmak sıkılmak kâr etmiyor etseydi çoktan sıyırıp atardım üzerimde duran paramparça siyah lekelerle bezenmiş o beyaz elbiseyi...

Attığın adım yanlış, soluduğun havayı bile yanlış teneffüs ederken neyin doğrusudur senin inandığın be kadın? İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar yapabilirmiş, neyin hatası, hangi inanç, muhteşem olan ne? Yüreğimin bildiği cevapları reddediyor beynim. Ölüyorum, parçalanıyor etim...

Kim gelirde kapını çalarsa, kendini o evin sahibi sanıyor. Bir kerecik dur demiyor kendine kapının eşiğine gelmekle evin sahibimi oldun sanıyorsun sen kendini be hey haddini bilmez...

Zamanın birinde, parçalanan bir hayatın kudreti ne olabilirdi şimdi herkesi yerle bir edebilecek güce sahip oldu. Zamanın birinde...

Artık aldığım her nefeste haram ettiğim zamanlarım var. İnsanlar hep hata yaptığını söylerken neden kendilerinin seni hataya ittiklerini düşünemezler. Yalan söylerler onların söyledikleri beyazdır senin yalanların grilerle karışık siyahtır ve insanoğlu öyle bir yapıya sahiptir ki inanılacak şey ne olursa olsun kendi bildiğinden kendi inancından bir adım öteye gidemez. Alenen ' Defol' desen ' Kalmamı istediği için diyor böyle ' der ve kalmaya devam eder yüzsüzce. İstenmediğini öğrendiği zamansa sanki bununla ilk defa karşılaşıyormuş gibi şapşallaşır nereye saldıracağını bilemez sadece saldırır. Paronayaklıkları doruklara ulaşmıştır farkına varmaz. Yanlış yapıyorsun diye har vurup harman savurduğu kelimeler kendine ses vermez. Yanlışı bir nakış gibi işler de haberi olmaz.

Bir kerecik kulak kesilseniz sesime anlardınız da anlayamadınız işte, içten dinlemeyi öğretemediniz kendinize...

İnsan öğretiyor insana herşeyi. Ben bilmezdim kıskanmak ne demek; birisinin tırnakları yüreğine nasıl batar ve sen o yürek sızısıyla nasıl nefes almaya çalışır nasıl ayakta kalırsın, elin ayağın ayrı yerlere uçuşurken onları nasıl toparlamaya çalışırsın,... Ben bilmezdim nefesinde nefes alacağım birisinin olacağını; gözlerimin gözleriyle buluşmasında, sesinin sesime dokunuşlarında anestezi etkisi yaratacağını. Yer çekiminin olmadığı bir dünyayı hayal etmemiştim hiç bir zaman, ayaklarımın yeryüzüne dokunmadan adım attığına şahit olacağımı bilmezdim. Bilmezdim ben, bildiğim o kadar şey arasından bilmediklerimin çıplaklığıyla yüzyüze gelebileceğimi...

Aç kalbinin kapılarını sonuna kadar. İçinde ne varsa azad et rahatsın bedenin, yüreğinin ağırlığı aşkının sonsuzluğundan olsun. Elini tutabilecek el sadece tek bir bedene sahip olsun. Güvenin adı o olsun, gözünü açmadan saatlerce onun nefesinin rehberlik edebileceğini öğren onun yanında, yürek dolusu sev, sevgiyi bilmeyenler öğrensin, esir etmeyi sevgi sananlar öğrensin sevginin esaret olmadığını,...

Zaman, neler getirir neleri götürecek yaşayandan? Hadi yine milyonlarca cevabını bilmediğin o soru alemine akıt bedenini ama bu kez değil, lütfen Allah'ım n'olur Allah'ım bu sefer değil, atacağım o adımı atayım yardım et bana.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder