Translate

14 Kasım 2011 Pazartesi

TARİFİ YOK, NEREYE GİTMEYE ÇALIŞSAM YOLUM HEP SANA ÇIKIYOR BU ARALAR

Adıma dokundu sesiyle ' Özlemişim sesini duymayı. ' dedim ' Bende seni özlemişim. ' dedi. Sustum.

Keşkelerle yaşamak olanaksız insanın hayatında.
Aşk her dilde ayrı söylense de duygu aynı, tarifi olamayan bir mutluluk. An olur hiç bir şey hissetmezken an gelir sana kimsenin hissettiremediğini hissettirebilir. Ağzından çıkabilecek tek bir kelimeye kilitleyebilirsin kendini. Bakışlarını ararsın, sesini ararsın, kokusunu ararsın... Arayışların bitmez ve sadece bir noktaya bağlanır o arayışlar. Aptallaşırsın, şapşallıkların bitmez. O duygunun yüzüne getirdiği ışık bambaşkadır herkes fark eder. Bir başka gülümsersin bir başka konuşur bir başka sinirlenirsin hüznün bile bir başkadır aslında hüzün bile kapını çalmak istemez kendisini sonraya saklar. Sen saklan hüzün hüzünleneceğim tek an gözlerinin içine bakarak ' Hoş geldin' derken ' İyi ki varsın' derken olsun. Olsun be varsın bir daha bitireyim sonunda kendimi ama değer şu mutluluğu yaşamaya.

Sözcükler kifayetsiz...


8 Kasım 2011 Salı

21 Ekim 2011 Cuma

Bir çığlık koptu, dünyam yine başıma yıkıldı. Nerdesin?

Bir ağlamak var sebepsiz gibi ama değil birikmişlikten başka hiç birşey değil bu... Ömür geçiyor ve biz sadece hayatın önümüze sunduğu zorlukları aşmaya çalışıyoruz ya hayallerimiz? Hayallerimizi uğurluyoruz ' Bir başka bahara. ' diyerek, bir başka bahar da aynı merasimi tekrar yapıyoruz.Birileri için hayallerinden vazgeçerken gözün kararıyor da bunu o kişiler neden anlamıyor bilmiyorum. Hani sen ne yaparsan yap kâr etmiyor zararı sadece kendine. Gün geliyor unuttum diyorsun herşeyi herkesi sildim bitti, gitti... Gün geliyor bir çığlık kopuyor içinden yapamadın, başaramadın, unutamadın... Hani söz vermiştin kendine neden sözünü tutamadın? İnsanın elinde midir unutmak? O kadar savaştan omuzları düşmüş yüzünde hayal kırıklığı yenilgiyle dönmek her seferinde olmadı demek ama yine silahlarını kuşanıp cepheye uygun adım gitmeye çalışmak umuttan başka birşey değildir. Yapamayacağını bile bile unutamayacağın bile bile...

Rüyalar: Uçarsın düşersin hiç birşey olmaz sana sadece bir sarsıntı hissedersin yatağında. Mutlusundur çoğu zaman, göremediğini getirir o rüyalar. Sarılırsın bazen sımsıkı, elini tutabilirsin özlem olmaz rüyalarda çünkü hep gönlünün sahibi yanındadır. Ağlarsın bazen ıslanmaz yanakların. Rüya olduğunu bildiğin içindir belkide o yataktan hiç kalkmak istememen.

Kabuslar: Oyun oynar bizimle. Hiç sevmediğimiz hiç istemediğimiz en çok korktuğumuz anları yaşatır. Aslına bakarsan onlarda yüreğimizden korkuyla geçirdiğimiz anlardır hiç yaşamak istemediğimiz. Rüyalarımızın tam aksine düşsek o sarsıntıyı hissederiz uyanmak isteriz uyanamayız, ağlarız çok ağlarız yanaklarımızın ıslanması yetmez yastığımız ıslanır uyanamayız. Bir çok korkunç denecek tecrübeyi rüyalarımızda yaşarız ama bunun bize gerçek hayatta faydası olmaz. Bazen diyorum ' Keşke yaşadığımız o kötü anlar kabuslarımızı doldursaydı ve bize yaşadığımız dünyada tecrübe olsaydı da biz engel olabilseydik birşeylere ya da bir çok şeylere.' Olmayacak şeyler istememek gerek ama olsaydı keşke...

Sen ne zaman gideceksin benden bilmiyorum. Gitmeni istiyormuyum onu da bilmiyorum. Böyle bazen inceden gelen o sızı, içime bıraktığın özlem seni düşününce ağlamaklı olan halimi bile sevebiliyorum sanki. Nasıl başardın bunu, ne yaptında bu kadar bendesin? Yüreğimi nasıl kilitledin hiç bir anahtar fayda etmiyor, hangi cilingir gelirse gelsin beklemekten başka yapacak birşeyleri yok. Onda diyorum. Sadece o izin verirse olur. Adını söyleyemiyorum onlara dilim tutuluyor. Korkmuyorum aslında ama olur da vazgeçersen... Senin aşkın bunu yapmaz bana, benim aşkım zaten bırakmaz yakanı. Rüyamsın, rüyanım...

Gülmek diyorlar gülmek sana çok yakışıyor yalan söylüyorlar. Siz beni bir de ağlarken görün...

Suçlusundur hep. Nedenini senden başka herkes bilir sen bilmezsin. Sana hep doğruluktan bahseden insanlar bir gün çıkar köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksin muhabbeti yaparlar. İnkar etsende doğru olanın bu olduğunu öne sürerler yapacak birşey yok ben o bahsettiğinizi yapamam sizi bu yolda uğurlar olsun...
Ne kötüdür bir annenin omzuna yaslanarak derdini anlatamamak. O anne sıcaklığını baba huzurunu bulamamak... ve nankörlük sen ne beter birşeysin tarifin yok...

Yalanını seveyim yalan dünya...


13 Eylül 2011 Salı

Herşeyi Bil, Duy Sakın Görüyorsan Sonunu Görmemezlikten Gelme Acıtmaz Belki Ama Üzülürsün işte..

Yüreğin acısı okunurdu suretten. Anlatılmazdı, dile gelmezdi. Derinlerde sızlardı, kimseler duymazdı belki ama sanki yazardı bir yerlerde, anlaşılırdı. Sorular şaşırtmazdı, özenle dizilen cümleler ezberlenmişti artık. Ağlamak yasak kahkahaları geçtim gülümsemek ütopyaydı. Geçmişten kalan izler geleceğe zimmetlenmişti. Unutamazsın, söküp atmaya çalışmak faydasız. Savaşların sonuçsuz. Bırakmayı düşünmek imkansız.Gitmekse mecburiydi...
Kendimizi yalanlarla yaşatıyoruz, sonra biri çıkıp bize yalan söyledi diye kızıyoruz. Garip değil mi? Yaşadığımız dünya bile bir hayalden ibaretken biz gerçeği arıyoruz. Gerçek olduğunu düşündüğümüz şeylere dokunamazken, istemekten hiçte çekinmiyoruz. Gerçek dostluklar isterken, gerçek aşktan bahsederken, hayatımızda hayal ürünü olduğunu bildiğimiz bir çok şey de hakikati arıyoruz. İstiyoruz ki hep bizimle olsun hep bizimle kalsın. Kocaman yalandır. Hiç kimse bizimle hayat boyu kalmayacak ve hiç kimse bize ömür boyu aşık falan olmayacaktır. Palavra ama yaparız işte gerçek olmadığını bile bile yalan söyleriz gerçek olmayacağını bile bile hayal kurarız. Gerçek şu ki yaşamak için lazım olan şeyleri yapıyoruz ve belki de yine yalan söylüyoruz.
İnsanların iki yüzleri olduğunu söylerlerdi inanmak gelmezdi içimden. Zaman derler ya hep, işte o zaman her şeyi fısıldar sana. Anlamak için dirensen de nafile bir gün öyle bir sille indirir ki suratına seninle beraber herkes duyar o sesi. Direnmek fayda etmez, etmiyormuş o, zaman denilen kavram fısıldadı, duydum.
Anestezi yapılan bir bedene duyuramazsın kendini, hissettiremezsin.Kimseyi duymak istemiyor yüreğim, kimseyi hissetmek ve işitmek... Anlamak istemiyorum kim beni anladı ki? Herkes anlıyor-muş gibi yaptı çekildi bir köşeye. Sonra sana karşı iyi niyetli düşünceleri değişti. Neden? Çünkü anlamak istemedim onları... Olur bunlar daha ne ki kimler gelecek aşk, dost arkadaş diyecek sonra bir yabancıdan farksız ve bir düşman kadar soğuk, acımasız olmaktan çekinmeyecekler. Cümleleri birer hançer misali bulacak senin sırtını sen yolunu göstermesende..
Keşke demek ' Nasılsın? ' demek kadar alışılagelmiş bir sözcük oldu. Belki de faydası yoktur ama KEŞKE...

23 Ağustos 2011 Salı

Haydi Hepbirlikte 50 Metrecik Uzaklaşalım

Gelene 'Hoşgeldin' diyerek kapılarını sonuna kadar açan insanlar, gidenleride en güzel şekilde uğurlarlar. Bilirler ki; gelenlere açılan kapılar sadece kapıyı içtenlikle açmaktan geçmez o kapıdan girenler en samimi şekilde ağırlanır o hanede ne varsa önüne serilir ve ne yoksa bulunur, ikram edilir. İçtenlikle yapılan ikramlar yetmezse gider kapıyı çalan, ev sahibi onu nasıl içeri aldıysa o şekilde uğurlar. Yakışan budur değil mi? Yakışanı yapar. Yetemediğini bilir ama elden gelen de budur ve gelen eğer kabul ederse kalır o hanede, bütün yoksulluğuna, kırık döküklüğüne rağmen. Ona uğramak, uğradığında ise gitmeyecek olanlar vardır. O hanenin bir eksiğini giderecek birileri olacaktır mutlaka, geldiği zaman tamamlanacak tamamlayacak. Bu güne nasıl geldi ki o insan. Gelenlerden kalanlar da olmuştur, gidenler kadar.

İnsan neler duyuyor hayatında, neler yaşıyor, nelere endişeleniyor, nelere üzülüyor, nelerle ölüyor, nelerle gülüyor. Kimsenin mutluluk sebebi kimsenin mutsuzluk sebebi kimsenin mutluluk ve mutsuzluk sebebiyle aynı olamaz. Olamıyor yani. Kim üzülmüş ben mutsuz olunca, kimin canı yanmış ki benim canım yanınca, kimin dudakları kulaklarına varmış ben mutlu olunca? Hise(t)debilir bir insan karşısındakinin ne kadar yapmacık olduğunu. Belki anlamaz ilk adımlarda ama onunla yol katettiği zaman hisseder ve sonra bilir ki bu insan değil, yolu bitireceğim kişi ve onu en uygun durakta bırakıverir. Sakin bir şekilde mümkünse incitmeden. Ben bırakıyorum hepinizi. Nazikçe, kabalık yok yasak sizin yaptığınız riyakarlıklara da yer yok bu bedende, bu gönülde. Kendi yolunuzda yansımalarınızla yürüyebilmeniz dileğiyle. Yolu(uz)n açık olsun. 

Vicdanını rahatlatır önce insanlar vicdan azabı çekmemek için. Öyle oldu ama şu şu şu da vardı derler. Unuturlar...

Yeni bir iş yeni kişiler yeni olaylar. Hayatımda yaklaşık üç aydır çoğu şey yenilendi, ben de hadeflerimde. 

Bir anda geliverir o ses ummadığın anda, burnunun ucuna yapışmış asla unutamayacağın o tenin kokusu gibi. Kulakların duyduğu titreşim binlerce sesin içinden de farkedilir o ses senin sesin olunca. Tanıdın mı diye sorulur mu hiç? Yazık derim o zaman geçirilen zamanlara. Ayıptır sorulur mu hiç ' Sesi mi aldın mı? ' diye. Tanınmaz mı?...

Birşeylere zor diyorlarsa daha çok seviyorum o işi, yapabilmeyi değil işte o zaman istiyorum yapmayı başarmayı...

Öne Çıkan

Sevmek ya da sevmemek işte bütün mesele bu!...

     İnsan sevmeye nereden başlamalı? Günün sorusu bu olsun.       İnsan en çok kendinin düşmanı ve yine en çok kendinin dostu. Bir söz va...

Popüler