Translate

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Gönülden gönüle ince bir sitem...

Ne zaman geçti yıllar nasıl bu kadar ağır izler bırakabildi bedenimde, yüreğimden nasıl atabildim onca insanı? İşte tekrar cevabı muallakta olan bir sürü soru. Gelen günlerin açacağı yaralar gibi unutturacağı bir sürü insan da olacak mı yine bende?

İnsanlar yargılarken, kendilerini o kadar saf dışı bırakarak yargılar ki insanları; sen o yargıcın bütün hayat hikayesini bilirsin ve ağzın açık onu dinlersin. Tanışırsın yepyeni bir yüzle.

Korku!... Yüreği beş para etmeyen insanları nasılda büyütmüşsündür gözünde. ' Yo yo, hayır kesinlikle yapmaz.' dediklerin yapar korkaklığı, aslında seni ' Korkma!' diye avutanlardır ilk kaçanlar. Sen bir başına kalıverirsin ve başka bir yüzle daha tanışırsın.

Kaypaklar vardır bir de. Önüne ne getirsen yapacakmış gibi durur, söyler, yeminler eder bir amacı vardır çünkü. 'Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyek ' muhabbeti yaparlar. Binlerce söz verirler 5 metre sonra u dönüşü ve sözler yeminler biter. Tebrikler, yeni bir yüz daha.

Erkek diye dedikodu yapmaz deme âlasını yaparlar, yapıyorlarmış yani yeni öğrendim. Bir laf vardı; 'Kadının orospusundan değil erkeğin orospusundan kork!... ' Ne de güzel söylemişler. Erkek denince benim aklıma, mertlik gelir, delikanlılık gelir. Erkek denince benim aklıma adam gelir, yüreklilik gelir. Erkek deyince cesaret gelir. Yalan, bir kadının yapabildiklerini yapamayan erkek müsvetteleri var. Acımadan çiz at yol yakınken ve işte al sana yepyeni bir yüz daha.

Unutamadıkların vardır. Unutulmayacak olanlar. Bu kadar çirkinliğin içinde olsun bir kaç tane güzellikte. Herşeye rağmen iyi ki dediklerin. Hep tertemiz kalacak olanlar. Bir gün hiç olmayacaklarını bilsensen de. ' Ben sana milyonlarca kez söyledim. Yalan değildi.' diyen, ' Bir umut hep vagon üç.' diyen. Sinene alıp bir daha hiç bırakmak istemediklerin. Tanıdığın tanıyacağın tek yüz olsun...



5 Mayıs 2012 Cumartesi

Duam Herşeyim...

Bastığım toprak, içtiğim su, soluduğum hava emanet bu aralar. Öyle emanet değil hani her an yok olacaklarmış gibi ya da yok olacakmışım gibi. Elimde tutamadığım tutmayı başaramadığım çoğundan bir kaçı sadece.

Güven kelimesi ne büyük anlamlar içerebilir, aslında inançtır sözün özü, her şeyin kapısını açan tek kelime. İnanmasak güvenebilir miyiz, sevebilir miyiz, gidebilir miyiz peki ya gelmek inanamazsak tekrar gelebilir miyiz?..  İnanç her şey...

Yakın, candan öte, dost, aşk deme sakın, zor bir günün olmadan. O sevdiklerin nasılda yaprak dökümü yaşatır sana. Kalanlar senin olsun, gidenlerin boyu kalanları aşsa da. Evet, canın acır, nefes alamazsın, sessizliğin huzurunu hissedemezsin hatta bir süre yanında kim haykırırsa haykırsın ne duyarsın ne görürsün, gidenlerin derdine düşmüşsündür. Seni arkanı döndüğün anda vuranları görmüşsündür. Nasıl da bulmuştur milyonlarca kişi arasından senin sırtını o mızraklar ve bununla hiç karşılaşmayacak kadar rahat yaşadığın için olsa gerek ayağa kalkman güçtür. Zaman geçer hani zaman her şeye ilaç ya uyuduğun o uykudan uyanmak istersin artık o bitap bedeni kaldıramazsın düştüğü yerden ve artık anlarsın ki; daha sağlam ayaklanmalar kendini zamanın derinliklerine bırakmıştır. Kalkmalar değil düşmeler daha güçlüdür bundan sonra. Zaman her şeye deva değil artık çoğu şeye yara olur...

İnsan yaşamazsa hissetmez efendi. Hissetmediğin hiç bir şeyi de hissettiremezsin. O kadar işte tam da o kadar yaşadım seni, hissettirebildiğim kadar...

Anlatacak hiç bir şey yok aslında. Ayakta kalma çabası; kahkaha atmak, ' İyiyim' demek, kendini çok daha iyi olacağına inandırmak, ... Ağlama krizlerinin hepsini yok saymak, ellerinin titrediğini gizlemek, nefes alamadığında boğazına takılan o düğümü arterlerini koparınca geçeceğini sanmak, yüksek yerlerden olabildiğince uzak kalmak, içine dökmek göz yaşlarını inat etmek onlarla 'Ağlamayacağım' diye direnmek, sigara paketlerinin anasını ağlatmak, a. koymak, ebesini s. inkar etsen de ona sarılırsın aslında, çünkü hayat sana sarılabilecek birilerini bırakmamıştır ya da bu onların kalleşliğidir bunu da hayat öğretmez mi insana?...

Umut vardır birde bir türlü ölmemize izin vermez. Umudunuzun tükendiği an ölümün o soğuk nefesini hissedersiniz ensenizde, ne mutlu ya umutlarımız varken hissetseydik!...

Alacaklarım var hayat senden, borçlusun bana. Aldıklarının hiç birisini verme gücün yok. Benden yaşayacağım mutluluğumu çalma yeter ben bedelini fazlasıyla ödedim... En güzellerini çalmış olsan(ız)da yaşayacaklarımın önüne geçme(yin).

Gökyüzünden dökülen her damlayı göz yaşım kabul ettim. Bu günde ağladık bak!...

Allah'ım sana inandım, seninle yaşadım, senin varlığının verdiği huzurla andım O'nu,  ne yaşadıysam 'En kötüsü buydu, daha büyüğü olamaz.' demedim, şükür Rabbim ama yanımdasın değil mi?...

4 Mayıs 2012 Cuma

İnanın! Çünkü; her biri dilden değil yürekten düştü...


Anlamaya çalışma... Hayat böyledir işte; hep kıyamadıklarımız kıyar bize...

Ne zaman ki en sevdikleriniz yanıltır sizi,
Ne zaman ki birer birer düşürür herkes maskesini,
Ne zaman ki yanlızlıktaki o muhteşem gücü keşfedersiniz,
İşte o zaman başlarsınız gerçekten yaşamaya..

Yaşadıkça düzelmiyordu hayat,
tıpkı yaşlanmakla büyümediği gibi kişinin.
 
Kızgınlığım geçer de kırgınlığıma çâre bulamadım..
 
Gülersen, bütün dünya seninle birlikte güler. Ağlarsan tek başına ağlarsın.
 
Olağanüstü bir şeydir aşk; "siz bile kendinizi sevemiyorken, o sizi bir başkasına sevdirir.
 
Ekmeğini çöpten çıkarana iğrenerek bakan halkım,
para için soyunana alkış tutuyor.
Çok garip doğrusu, çok.

● Küçük İskender
 
"Ne kadar yürürsen yürü; arkanda bıraktığın yol kadar güçlü,
ve henüz yürümediğin yol kadar zayıfsın."

● Boris Vian
 
-Hep geçer diyorlar ya Olric.. Sence geçer mi ?
-Geçer elbet efendim; bazısı teğet geçer, bazısı deler geçer, bazısı deşer geçer, bazısı parçalar geçer. Ama mutlaka geçer .

● Oğuz Atay / Tutunamayanlar
 
Acı mühim değil, umut yoruyor insanı ..

● Ece Temelkuran
 
''Yanımda mutsuzsan eğer, benden uzakta mutlu ol..." diyebilecek kadar seviyorum seni.

● İclal Aydın
     
 
"Gitmek istiyorsa, bırakacaksın.. gitsin ! Aklı seninle olmayanın bedeni yanında olsun ister misin" ?

● Can Yücel
 
Yusuf baştan aşağı iffet olduktan sonra, Züleyha baştan aşağı afet olsa ne yazar.

● Necip Fazıl Kısakürek
 
''Sevgi, davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir.
Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!.. Geçmişini bilmeyen,
geleceğini de bilemez...''

*Şeyh Edebali
 
Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle..
Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil,
kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla...!

*Hz.Mevlana
 
ve
Hepimiz,
Bir gün ölmek için,
Her gün yaşıyoruz
...
 [[ Alıntıdır... ]]
     

3 Mart 2012 Cumartesi

Gurur Vardı Bir de Aşk'ın Yanına Yaklaşmasına İzin Vermediğim...

Belki de bundan sonra ' Günümünüz aydın olsun sevdiğim... ' dediğin birisi olmayacak. Dününün, gününün, yarınlarının onunla olmasını isteyecek kadar hızlı atmayacak yüreğin.

Belki de ' Neredesin? ' dediğinde ' Sol yanında... ' diye cevap verebileceğin biri olmayacak. ' Birtanem.. ' dediğinde ' Herşeyim... ' dediğin biri olmayacak artık.

Belki de hayal kurabilme ihtimalin olmayacak. Göre göre bile bile ' Lades' demeyeceksin AŞK'a...

Belki de ilaçlarını almanı, bir şeyler yemen gerektiğini hatırlatacak biri olmayacak artık. Aşk' a dair söylenen sözler eylemler olmayacak.

Mutluluğun ne demek olduğunu düşünmeye başlayacaksın eskisi gibi. Mutluluğun adını ya da aşkın adını onunla anmayacaksın artık. ' Mutluyum! ' dediğin anları hatırlayıp lanet etmeyeceksin belki ama mutluluğu tattırdığı için mutluluğu hatırlamaktan korkacaksın...

Gitmeye meyli olanı durdurmak için çabalamaman gerektiğini bileceksin çünkü; yürek bir kere gitmeye meyletmişse bir daha ağırlayamazsın o yüreği vücudunun en değerli köşesinde.

Belki de nefes aldığını hissettiğin tek yer artık onun yanı olmayacak...

Belki de yaşadıklarının yaşayamadıklarına gebe olduğunu hissedeceksin.

Belki de mutluluğu semalarda yaşarken büyük bir hızla yere çakılmanın hazzını yaşayacak bedenin, ruhun, yüreğin...

Belki de ' Vazgeçtim...' dediğin her an ' Lanet olsun, çok sevdim... ' diye inlemelerle haykıracak yüreğin.

Gittiğini bilmen yüreğinin sıkışmasını, canının yanmasını, nefes alamayışlarına engel olamayacak...

Belki de en ağrılı dönemlerini yaşayacaksın hayatının.

Belki de korkak sevdaların var olduğunu bileceksin. ' Gidemem, bırakamam seni, ölürüm sana... ' diyen dillerin ne kadar çabuk vazgeçebildiklerini göreceksin. Bileceksin ki kelimeler dilden değil yürekten dökülür ve sevdaların görmeyeli ne kadarda ayaklar altında çiğnenesi bir hal aldığını göreceksin.

Belki de artık bir daha asla aşık olamayacağını hayatının en büyük darbesinin vurulduğunu düşüneceksin...

Onsuz bir yalnızlıkla yürürken hayatta, yalnızlığını çalmış olan adam ' Gelme beni yalnızlığım da bırak... ' demelerini duymaz. Seni yalnızlığını unutturacak kadar var eder, yeniden doğduğuna inanırsın sanki sana o can vermiş gibi hissedersin ve seni onsuz bir yalnızlığa bırakıverir. Sen bakakalırsın ardından... Şimdi yalnızlığın daha da büyümüştür...

Mucizelere inanmazken ' Mucizem' dediğin olmayacaktır artık, bitti denilen hikayenin yeniden başlamadığını fark edersin, nasıl yüreğini açabildiğine şaşırırsın. Şiirlerin, şarkıların olabilecek kadar büyütmüşsündür onu içinde, her şey bitince fark edersin; sen aşkın ucundan dönmüşsündür.  Mucizen güzel başlamıştır ama aşkın ayrılığa atılan ilk adım olduğunu unutmuşsundur.

Hiçbir şey bitmemiştir her şey yeniden başlıyordur, gidenlerin sadece gidebilmekten başka bırakacakları iz yoktur bu yüzden giderler. Kalanlar yeni izler bulacaklardır elbet ama bu sefer kalıcı izler olacaktır öyle gelip geçenlerden değil.

Yüreğim benim ellerimde senin yüreğinin sende olduğu gibi; ne kadar taşırsan yüreğimi yüreğinde o kadar kalabilirsin daha fazlasına izin veremem...

Gittin artık mesafelerin verdiği uzaklıktan bakabileceğim bir süre gözlerine sonra gözler buluşmaktan yorulacak kaçamak bakışmalar olacak sonra göremeyeceğim seni kalabalıklar arasında sonunda sende herkes gibi birisi olacaksın benim için.

Şimdi gidemeyişlerime aldırma bir kere daha çağırmıştım yüreğimi yanıma...

Yüreği aklına hür vicdanına kelepçeli olanlar için...

24 Şubat 2012 Cuma

Aşk Oyunu


Özlemlerin de masum olanı var, aşkta olduğu gibi. Siyah ve beyaz kadar keskin bir şekilde ayrılır hayat ikiye. Duygularımızın ve hissettiklerimizin ayrıldığı gibi. Ben ' Özledim' derim masumca, sen ' Özledim' dersin şehvetle. Ben ' Seviyorum' derim tertemiz sen ' Seviyorum' dersin benim hislerimden habersiz.

Yarım kalır hayatta çoğu şey. Yarım aşklar yarım mutluluklara gebedir hep. Hayatının diğer yarısını unutma çabaları vererek, acı çekerek ve ' Acımadı ki! ' diye haykırmalarla geçirirsin. Hiç kimseyle oynayamadığın aşk oyununu kendi kalbinle oynamaya başlarsın... Mutlu son; aşık olmuşsundur ve sen aşkının seni yarı yolda bırakmasına aldırmadan onunla içtiğin ömür boyu andlarını hiçe saymadan bir ömür onunla yaşarsın, son nefesinde dahi onun ismini hecelersin, uğruna ömrünü vermenin mükafatını onun kalbine giren ince bir sızıyla alırsın...

' Mutluluğu yaz bana.' deseler, yazarım ama benim mutluluğumu sen anlayabilir misin onu bilemem.
Yar'imi sorarlar; tam ucundayım derim gel dese gidecektim belki uçsuzluğunu bile bile. İnsan hiç atar mı adımını? Seve seve atlayabilirdim.

Başladı yine 'İnsan neden sever insanı?'  demeye bu yürek. Laf anlatamıyorum, 'Aşkın tarifi yok' diyorum duymuyor beni 'Bir gün sende kör olacaksın, lâl olacak mantığını yok sayacaksın , bir gün sende aşık olacaksın ' diyorum anlamıyor beni ama anlayacak bir gün biliyorum. Ben, yüreğimi tanıyorum...

' Lanet olsun, sana olan sevgime, sana olan aşkıma, sana... ' diyeni de duydum ' İyi ki seni tanımışım, yıllar sonra aşkı öğrendim, sevginin bir insana hem acı hem mutluluğu bir arada yaşatabileceğini öğrendim, gülüşünü uzaktan da olsa görmek için terk edemedim bu şehri... ' diyenide gördüm. Ben bir tek 'Sevdamın sahibi...' diyene gönül verdim ve kapattım gözlerimi.

     Hayat ' varlık' ve ' yokluk' yani 'hep ve hiç ' ler arasında gelip gitmiştir sizlerde de.

               Bir adam tanırsın kocaman yüreği vardır hep sevecektir bilirsin, sevemezsin yüreğin onun yüreğine el açmaz.
               Bir adam tanırsın kocaman bedeni vardır ve hiç sevmeyecektir, seversin onu. Bencilliklerini, onun kendine olan aşkını görmezsin, yüreğin sadece onun yüreği için el açar dua eder ama o adam sevmez belki bir kaç kere ' Seni Sev(m)iyorum ' der ve yüreğin bir ömür boyu bununla yaşar.
               Bir adam tanırsın o adam senin haritanı senden daha iyi çizer. Neleri seveceğini, nelerden hoşlanacağını, nelerden nefret ettiğini, hangi kitapları okuduğunu, hangi yazara hayran olduğunu, kimlere saygı gösterdiğini, hangi şiirleri dinlediğini, sinirlendiğinde kelimelerini, hüzünlendiğinde şarkılarını bilir gözlerine dalar, yüreğinde kaybolur belki de artık boğulur ama tek bir sitemi olmaz. ' Mutlu musun? ' der, o kocaman yüreği sadece bunu söylemeye cesaret eder, bir tek cevabını bilemediği budur. Yüreğinin olmadığını düşündüğü kadın cevap veremez o kadına dokunan bir tek sus-tur ve susmak onda o kadar güzel duruyordur ki adam bu suskunluğu hiç bozmaya kıyamaz...
               Bir adam tanırsın. Önce sesi küpe olur kulaklarına gözlerini görürsün sonra yavaş yavaş yüzü belirginleşir ellerini tanırsın adım atışlarını mizacını sonra ezberlediğin bütün zerrelerin dışında bir tek tanıman hissetmen gereken yer kalmıştır; yüreği. Yüreği düşer yüreğine, gözleri gözlerine, yüzü yüzene. Ellerin ellerinin şeklini almaya başlar, nefesin aynı melodiyle eşlik eder, kalp ritimlerin hızlanır. Eros bu sefer başarmıştır. İki yüreğin buluşması izlenir, gülüşler olur aynı tonda, hitab sanatını unutursun onu görünce. Kelimelerinin anlatamadığını söyler sana olan aşkını, tebessüm eder ufacık ' Kanatlarını unutmuşsun bu gün. ' der tebessüm edersin azıcık ' Senin yanındayken yerçekimini yok sayıyor bedenim ' dersin. Adam kadına 'Aşk ' der kadın adama ' Herşey-im' ve bir şeyin herşey yapıldığı bir yerde başka bir kelimeye yer olmadığını bildiklerinden sus-ar-lar. O aşka senin adınla seslenir, sen aşkın tarifini onunla yeniden yazarsın...

Bir hikaye tam da bitti denilen yerden başlar...

Öne Çıkan

Sevmek ya da sevmemek işte bütün mesele bu!...

     İnsan sevmeye nereden başlamalı? Günün sorusu bu olsun.       İnsan en çok kendinin düşmanı ve yine en çok kendinin dostu. Bir söz va...

Popüler