2 Haz 2012

Ben açlığa ayıp olmasın diye değil, AŞKa ayıp olmasın diye hala sendeyim...



Nesli tükenmiştir dediğimiz insan(lar) var hala. Masumluğa ve saflığa inanan, sadece bununla yaşamak isteyecek insanlar. Mektup diye bir şey var hala...

Korktun mu kaybetmekten? Kork, bir gün ende kaybedeceksin çünkü...

Biliyor musun beddualarım olmadı benim hiç. Bilirdim onun azabını. Ben beddua etmedim ama O gördü. Hani yaşattığını yaşamadan can vermezmiş ya insan oluyor, ben bunun inancıyla yaşadım, gördüm...

Suskunluğun ne diyor bana duyamıyorum. Ses ver suskunluğuna ama suskunluğun konuşmasın benimle sevdanı konuştur...

Bir insan mesafelere rağmen mutlu edebiliyorsa, adının ne olduğu önemli değil taşıyordur bedeninde aşkı, aşkını, aşkınızı...

Bazen gitmek ister insan. Nereye olduğu önemli değil, sadece gitmek. Sanki gidince kurtulacakmış gibi gelir. Kurtulur mu ki?

Dudaklarına yaklaşacak kadar yakın olabildin mi bir insana, bırakabildin mi özgürlüğün avuçlarına kendini?... İşte bu deyip yükseldi mi ruhun semaya. Rab'binin emanetini teslim eder gibi oldun mu hiç?...

Sızlayacak mı yüreğin 'Seviyorum' dediğinin dışındaki bedenlerde gezerken? Bedenini geçtim de gözlerin ihanet edebilecek mi gözlerime ya sözlerin?

Hani sızlarsın, sonra 'Sus!' dersin ağlayan yanını susturursun 'Mutlu ol, mutlu et.' dersin.Hani dersin 'Keşke, seni bu kadar sevmeseydim, o zaman hissetmezdi yüreğim.' öyle işte...

İnsan unutur mu öyle bir gün ağlayınca üç gün zırlayınca. Unutulmaz, kolay değil öyle. Kim gelecek girecek hayatına da o gülüşlerini o mutluluğunu resmedebilecek tekrar. Öyle bir ihtimal var mı? Peki seven bir kalp o ihtimale yer verir mi hayatında?...

Allah vermezmiş öyle taşıyamayacağı yükleri kulunun üzerine, evelallah bu yükün altından da kalkarız, varsın gelen senden gelsin.

Gurbet, vatanından uzakken mi yaşanır bir tek. Ben gurbetteyim ya sana. Ne yapacağız bu gurbetliği?...

'İncir reçeli' nde ki sahne size de söyletti mi o cümleyi? 'Ölecektin ( gidecektin) de neden sevdirdin bu kadar kendini?'...

Paramparça anlarınızın en çok parlayanlarını en güzel olanlarını toplayın avuç içlerinize sonra kenetleyin parmaklarınızı, nasıl acıtır canınızı o özene bezene seçtiğiniz parçalar bile... Hayatınızı ne kadar seçerekte yaşasanız hayat bir yerden acıtır sizi, sanırım bu yüzdendir ' Oluruna bırak. ' tesellisi...

Teniniz yandı mı, hiç ait olmadığınız birinin elleri arasında. Kendi bedeninizi, onun emaneti gibi koruduğunuz zamanlarınız var mı sizinde? Nasıl dokunur nasıl incitir canın(m)ı diye haykırıp haykırıp susan bir içiniz olur belki bir gün. Belki de dokunacağınız bir başka bedende yanarsınız, cehennem ateşinde yanarcasına...

Bencilmişim. Evet Bayım! Bencilim çünkü içimde ben olmayan bir siz var çünkü siz kalbimdesiniz...

Gitme, gel gönlümün payitahtı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder