26 Haz 2011

Totaliter resijimlerim var artık benim de....

Herkes bir gün gider.
Gidenin ne kadar hatırasında kalınır bilinmez ama giden, hep bir adım öndedir.
Gitmiştir hiç bir şey söylemeden bir veda bile etmeden, unutmuştur yada unutmaya meyletmiştir. Gider, çünkü seni senin yanında kalacak kadar sevememiştir. Benimseyememiştir, seni kendiyle bir bütün yapamamıştır, seninle ölmek istememiştir yani kısaca sev(e)memiştir.
Sevmek, aşk büyük bir yüktür. Sevilmek daha bir kolay. Birbirini seven iki insan ise muhteşem bir hadise yani kısaca sevgiyi taşımak cesaret isteyen bir eylemdir. Aslına bakarsan ahde vefaya imza at(a)mayanın gidişinden söz edilemez. İşte bütün olay bu!...
Aşeren bir kadınsındır sen hayatın ellerinde. Bir şey istersin bir an, hayat sana onu ya hemen elleriyle sunar yada hiç bir zaman göz ucuyla göstermez, kokusunu almana bile izin vermez. Bir hasretlikle yaşarsın, hayat acımasız. Anlarsın gelmeyecek, getirmeyecekler onu sana, gidemeyeceksin ona... Alterlerini kalbinden sökercesine, feryatla atarsın onu içinden. Elbet acıyacak canın, elde etmek kolay olsaydı çekilmezdi bu kadar zulüm.
O kadına bütün güzelliklerini bahşeden hayat, beni birilerinin eline sunacak kadar küçüldün mü?
Hayat işte!...

Evet çok iyi biliyorum yine gittin.
ve son kez
Son kez süzülsün göz yaşların benim için, son kez dökülsün dudaklarından benim için söyleyeceğin son replik ' Seni seviyorum ' de son kez ,ben son kez hissedeyim bir damla düştü yeryüzüne benim için, birisi içinden söküp attığı beni son kez yâd etti... ve git ama bir daha hiç gelme, anma adımı, süzülmesin gözlerinden yaşlar benim için, söyleme beni sevdiğini... Git!... Bu gidişin son olsun, ardına bakma. Git ki! bu kez ne gelemediğin nede gidemediğin bir yol olmasın...

' Güçlü durma bu kadar. ' dedi. Onlar mı yanılıyor ben mi? Duruşumun farkında değilim sanırım yada çok iyi biliyorum...

Herkes ister mi hayatının bir köşsinde herkesi herşeyi bırakıp gitmeyi. Yaşadığı, doğduğu öleceğini düşündüğü o şehri...
Herkes bir gün gider. Gidiyorum...

12 Haz 2011

Uzun zaman oldu bana birşeyler anlatmadın, ne biliyim söylemedin işte bildiğin bir türküyü falan...

Sanki Ankara sen kokuyor şimdi. Hatıralar geliyor birer birer diziliyorlar umutsuzluklarla, özleneceklerini bile bile, Araf ta olduğumu bile bile... Ne kokun ne siman ne adın silindi.

Yükü ağır gelen sevdaların, yükünü taşıyan sevdalılar o yükün ağırlığının fazlalaşacağını bile bile mola vermeden son durağa doğru yürürler. Ölümün kokusunu alsalar da bırakmazlar. Aslında onlar için asla son yoktur...

Nasıl bir anafordur bu gark olmuş cümlelerim konuşmaktan yazmaktan aciz. Jilet kesiği yaralar var vücudumda. Kalbim celimsizleşti. Sokaklarım hep yağmurlu.

.
.
.
Hüzünlü notaların bahara küskün.
Belki de senin beni unuttuğundan fazla hatırlıyorum seni.
An kırılırdı ya omuz başlarına akardı dualarım.
Gideceğimi bilerek çekerdim tüm ağırlığımı.
Sonra an kırılırdı gece kabuk bağlar tesadüften fazla kavrardık acılarımızı.
Üç damla aşk süzülürdü gözlerinden, üçünü de saklardım ben içime ve sen, gideceğimi benden iyi bilirdin. Dudağımda sana ait suskunluk ve kırık kanatlarından.
                                                                                                                                     K.T.

Güzel olan her şeyin bir sonu var, çirkinliklerinde bir sonu varmıdır?...

Geldin ya ( belkide ben öyle sanıyorum ) şimdi Ankara bir başka kokuyor.