1 Ağu 2017

HAYALLER, HAYATLAR



Karmaşanın içerisinde boğulan bir ben. Bir şeyi toparlasam başka bir şey dağılıyor ve ben artık baş ağrılarıma iç daralmalarıma pek bir çözüm bulamıyorum. Yorulduk üstadım eskisi gibi ne boş verebiliyorum ne de dimdik ayakta durabiliyorum. Biliyor musun bazen sessizce olup biteni izliyorum sonra unutmuş gibi yapıp tekrar devam ediyorum ama sadece -gibi yapıyorum işte. Bazende olaylar tamamen çeneme vuruyor; 'Yok artık bunu nasıl söyledin sen?' dediğim zamanlarım olmuyor değil. Unuttuğumu sanıp görmezden geldiklerim tepeme çıkıyor. 'Git!' cümlesini duyduklarında 'Gaddarsın, vicdansızsın!' kelimelerini sarf ediyorlar. Bomboş!... Evet umursamıyorum ve evet acımı çekip buna değmediklerini anlattıktan sonra yüreğime ismini cismini bile hatırlatmıyorum. Bence hak ediyorlar! Net!...

Son 2 senem, son 2 ay, son 2 hafta... Arap saçı deyimi bu süreçler için olsa gerek. Bazen insan duyguları içinde boğulabiliyor işte. Hani nefret ve sevgi, aşk ile yalnızlık, hiçlik ya da çokluk, güvenmek ve güvenmemek gibi duygu tezatlıkları varya, işte o arap saçı olan dönemler arasında.

Kelimeler ne çok ama dökülmüyor işte, başını bir yakalayabilsem sonu da gelecekte olmuyor işte.

Çevrendeki yalancı sevgilerin bezmişliği olabilir mi bu durgunluk? Değişebilme çabaları? Her şeyi bildiğini sanan çok bilmiş bilmemişler? Yalandan nefret ettiğine inandırmaya çalışan yalancılar? Dingin sakin ruh haline fitne sokan fitneciler? Ve daha nicelerinin payı var arkadaş!

Son zamanlarda pek bir şey istemedim aslında sadece aşık olmak unutulan o kalp çarpıntısını yaşamak falan istemiştim. Hani şu midede tepişen filler, sol tarafta uçuşan kelebekler falan varya. Hani görevi kan pompalamak olan o kalbin işlevini unutması. Evet tam olarak öyle bir şey istemiştim ama isteyince olmuyor sanırım. Yanlış adreste bulabiliyorsun kendini. İşin garibi zaman ilerledikçe olmayacak gibi de. Çünkü beni korkutan zamane aşkları haklı çıktılar. Ördüğüm duvarların, kapalı kapıların gerekliliğini bir kez daha hatırlattılar.

Cümleye bir adam vardı diye başlamak şu dönem için en son yazacağım şey olmalı diye düşünüyorum. Öyle varsayıp hayallerini üstlerine giydirdiklerin oluyor en fazla.

Ben sadece hayalimdeki adam ile; sahilde güneşlenirken aynı kitabı okumak, Fethiye'de aynı paraşütün altında beraber gökyüzüne kucak açmak istedim, elindeki balonları elime tutuştururken gözlerindeki aşka gözlerimdeki aşk ile bakmak istedim, ani sesten korktuğum da elimi tutsun istedim, aynı pamuk şekeri paylaşmak, aynı gökyüzüne bakmak, onunla beraber Ay'a aşık olmak istedim, yeşili beraber sevelim, maviye beraber hayran olalım, yıldızları beraber sayalım istedim, kimsenin bize hayranlıkla bakması umrumda değil ben bir ömür onun gülüşüne,konuşmasına, bakışına, merhametine, aşkına hayran olayım istedim, İkbal Ablam ile tanıştırayım istedim... Ben sadece çocukluğum ile gençliğim arasında uçup giden saniyelerimi bir tek onunla yaşamak istedim....

Ve can alıcı cümle gelir: Hayırlısı be Ebru'm, her şeyin hayırlısı.

Bu arada kimseye sizi yaralayacak kadar kendinizi ve anılarınızı anlatmayın can evinizinden en güzel onlar vurabiliyor. Çoğu size kalsın bir kısmı onlara. Çeneme vurduğu zamanlardan biliyorum. Ketumluk en sevdiğim şey olarak kalmalı hayatımda.

Şimdilik bu kadar olsun sonra uğrarım bir ara...


Önce...


Sonra...


En son böyle oluyor


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder