22 Nis 2013

Dile Gelmemesi Gereken Cümlenin Kırgınlığıyla Vursamda Kendimi Ölmedim Hala...

Düşünceler aralıksız beynini boş bırakmazken ne yapacaklarını anımsama gayeni unutursun bazen. Unutulmayacak anılar bırakması gerekirken insan, insana can alıcı kelimeler bırakabilir sadece. O kelimelere inat hatırlarsın güzel olanları yine de güzel olan o değil senin büyütebildiğin aşktır. Beddua edemezsin, kalbini tırmalayan pençelere rağmen ama boğazına kadar da dolusundur 'Allah belanızı versin... ' diyemezsin.

Göz yaşlarını gökyüzüne armağan etmişsindir ve yere düşen her damla ahım olsun dersin nefes almama izin vermeyen herkese. Sonra susarsın seni bütün konuşturmak isteyenlere rağmen sadece susarsın, kırgınsındır. Artık kırılan parçaları toparlayıp yeniden şekil verme azmini bile bulamazsın bedeninde. Peki ya kalbin aynı şeyi söylüyor mudur? O ne söylerse söylesin susması lazım. Sessiz olmalı artık ne çığlıklar ne feryatlar kâr etmez.
Güneşin yüzüme gülümsemesiyle kapına bıraktım; sana olan çocukça aşkımı, kokumu, ellerimi, gözlerimi... Hissettin mi?

' O seni sevmiyor' derler acımasızca ' Unut! ' derler zaten birinci cümle ikinci cümle için kurulan bir tuzaktır. Duymam onları, ben sevmişsem gerisi teferruattır çünkü.

Cesareti olmayan aşklar çıkar karşına, tutulamayacak sözler verilir kurulamayacak hayallere imrendirilirsin ama hepsi ütopya oluverir bir anda. Şaşırırsın hayallerinin baş kahramanı yaptığın o adama... Susarsın, yüzüne kondurduğum sahte tebessüm bile isyan edip çeki gitmiştir artık...

Gün gelir bir gün bir kalp seviyorken deli gibi sevmiyorum diyerek inkar etme edepsizliğinde bulunur mu? Bulunmaz üstadım gerçek olanı inkar edemez ne dil ne de kalp... Allah inkar ettirmesin...

Aşk denilen o duygu kaç kere açar kollarını sana? Peki yalan olmayan aşklar var mıdır yaşanacak? Şöyle bakınca gözlerine neleri sevdiğini bilecek bir hayat ortağı, seni incitmeyecek bir kahraman, sözünün eri, kelimelerinde gizlenen sevgi sözcükleri söyleyecek cesaretli bir aşık, yakarım bir tek gözyaşın için bu dünyayı demeden yakabilecek bir yiğit ... Bilmem belki vardır...

Şimdiki zamanın kadını değilim ben Allah'ım. Alsan beni yanına artık. İsyan değil biliyorsun Sen,  dua etmek istiyorum bütün dualarımı harcadım, ellerimi de açamıyorum eskisi kadar çok. Utanıyorum... İnanmıştım... Fazla söze gerek yok Allah'ım sen biliyorsun bütün organlarım sızlıyor. Kadınlığımdan gurur duymam gerekirken, utanıyorum. Ben bir kere daha yaşamıştım bu hissi...

Beddua etmek istemezken kurulan bir sonra ki cümle çok ağırdı farkındayım ama içim rahat ben biliyorum ki Allah sevenin sevdiğine kötü kelamını kabul etmez çünkü bilir ki sevilenin değil sevenin canı daha çok acıyacaktır...

Ne kadar çok biriken kelimelerim vardı halbuki.  Şuna bak kelimeler defterimden taşarken yazamamışım sana iki satır daha. Neyse söz tükendi artık... Bir parça Ağır Roman

3 yorum:

  1. Söz tükendiyse sükut gerekir..
    Susarak daha çok şey söylenir çünkü..

    YanıtlaSil
  2. Öyle, suskunluk bir çok şey anlatır ama söz söylediğine anlayana ihtiyacın olduğu gibi sustuğunda da vardır bir anlayana ihtiyaç...

    YanıtlaSil