10 Eki 2012

' Üzülme' dedi sonra bir ses; ' En Azından Herkesle Hayal Kurulmayacağını Öğrendin.'


Neydi o?

Yaz mevsiminin nefes aldırmayan sıcaklarında esen tatlı bir rüzgar, sessizliğin en güzel sesi, melodilerle gelen duyulmamış bir nağme, dualarının sebebi, en çok sevdiğin yazardan duyamayacağın şiir, kimselerin yazamadığı ya da herkesin kendine göre yazdığı roman, genç ölümlerin sebebi, yağmurun semalardan değil iki küçük pencereden fışkırması,...

Neydi o ?

O, Aşktı...

Yeniden doğarsın ve ölürsün. Dur bir dakika bir insan daha kaç kere ölebilir kaç kez öldürülür bir kalp? Peki her katil suç mahalline döner mi tekrar? Eğer ilk cinayetiyse döner.Ya bunu ilk kez yapmıyorsa?... O zaman bir süre sabah kalkınca yüzünün ve yastığının ıslaklığıyla uyanırsın. Her gidene üzülürsün, her veda üzer seni sebebi ne olursa olsun onun vedasını hatırlatır her giden. Bir gönül macerasıydı diyemezsin. Bilirsin ki ' Aşk ' öylesine düşmez dilden, yürekten gelen bir nefestir, tek hecelik. Bilirsin ki ' Aşk' sağdan soldan gelen bir yel değil Allah'tan gelen bir ibadettir. Dünyaya gelme sebebimiz ' Aşk' ken hangi haddini bilmez kullanabilir saygısızca bu kelimeyi defalarca, binlerce, milyon kez... ' Aşk'ın nereden geldiğini bilmeyen bilemeyen... 

Sebepli doluyor gözlerim, kocaman bir sessizliğim var bilerek büyüttüğüm, hiç olmadık yerlerde akan yağmurlarım var gözlerimde.. Nefes almak için gittiğim her yer de kokusu gelip yokluyor hafızamı, bedenimi, ruhumu, beni; nefessiz kalıyorum... Sonra şaha kalkıyor dualarım; ' Allah'ım ver nefesimi geri... '  En çokta bir melek nasıl sonrasına zindan eder dünyayı, nasıl öldürür, nasıl kıyar soruları dolduruyor beynimi, cevabım yok... Bitti işte cümlem bitti kelimelerim tükendi harflerim terk etti beni. Yok çünkü lanet olası bu sorunun bir cevabı yok. Bir insan kendine zarar verir bilirim verebilir ya sevdiğine nasıl yapar bunu?... Verebilir misin cevabını? Sevmediysen cevabı basit ya sevdiysen...

Üzülürsün, bedeninin içinden bir yerden bir sızı hissedersin nedenini bilirsin unutmak istersin hatırlamak istemezsin, hatırlatacak her şeyi yok sayarsın, gelen son mesajı, ezberinde istemezsin de mıh gibi işlemiştir artık beynine kelimeler dizilir tek tek boğazına, susarsın bir süre bir şey diyemezsin tek bir kelam etmezsin ' Susma! ' der bir ses, içinden gelen bir iki kelime düşer dudaklarından, gelen cevabı okuyamazsın ya o da işlerse beynine diye, uzun bir süre engel olursun kendine hatta sarhoş edersin kendini ama nafile ne silmeye cesaretin vardır ne okumaya hele bir de soğuk rüzgarları varsa gidenin sana doğru esen...

Gideceğini bildiğin halde seni gitmeyeceğine inandırırken hiç mi sızlamazlar, o sözler öylesine mi düşer aşık olduğunu sandıklarımızın dudaklarından, söz konusu anı yaşamak olunca mangalda köz bırakmayanlar mı giderler en çok, kaybetmekten hiç korkmayanlar, sevemeyenler mi gider, 'Aşk'ın anlamını bilmeyenler mi savurur basiretsizce o cümleleri...


Şimdi gittin. Giderken gökyüzümü, güneşimi, baharımı, gülüşümü aldın bana sadece yokluğunu bıraktın ya. Şimdi ben o yokluğuna sana baktığım gibi ' Aşk'la bakarım. Son nefesimi sol yanında vermem de yokluğunun yanında veririm. Ben şimdi yokluğunla arama kimseyi almam. Seni de...

Kelimelerimiz tükendiğinde, teselli cümleleri kurmaktan yorulduğumuz da beynimizi deler tek kelime; ' Hayırlısı...'


Sonrasında bir türkü fısıldar biri kulağıma  ' Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım Bu da Gelir Bu da Geçer Ağlama'...

Dökülen yağmur damlaları ve Ceyhun'la veda ediyorum bu geceye...

Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim...

Ceyhun YILMAZ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder