24 Şub 2012

Duyma Beni Oku Dudaklarımdan Dökülenleri 'Ölürüm Sana...' ( En can alıcısı bu geliyor n'apıyım)

Özlemlerin de masum olanı var, aşkta olduğu gibi. Siyah ve beyaz kadar keskin bir şekilde ayrılır hayat ikiye. Duygularımızın ve hissettiklerimizin ayrıldığı gibi. Ben ' Özledim' derim masumca, sen ' Özledim' dersin şehvetle. Ben ' Seviyorum' derim tertemiz sen ' Seviyorum' dersin benim hislerimden habersiz.

Yarım kalır hayatta çoğu şey. Yarım aşklar yarım mutluluklara gebedir hep. Hayatının diğer yarısını unutma çabaları vererek, acı çekerek ve ' Acımadı ki! ' diye haykırmalarla geçirirsin. Hiç kimseyle oynayamadığın aşk oyununu kendi kalbinle oynamaya başlarsın... Mutlu son; aşık olmuşsundur ve sen aşkının seni yarı yolda bırakmasına aldırmadan onunla içtiğin ömür boyu andlarını hiçe saymadan bir ömür onunla yaşarsın, son nefesinde dahi onun ismini hecelersin, uğruna ömrünü vermenin mükafatını onun kalbine giren ince bir sızıyla alırsın...

' Mutluluğu yaz bana.' deseler, yazarım ama benim mutluluğumu sen anlayabilir misin onu bilemem.
Yar'imi sorarlar; tam ucundayım derim gel dese gidecektim belki uçsuzluğunu bile bile. İnsan hiç atar mı adımını? Seve seve atlayabilirdim.

Başladı yine 'İnsan neden sever insanı?'  demeye bu yürek. Laf anlatamıyorum, 'Aşkın tarifi yok' diyorum duymuyor beni 'Bir gün sende kör olacaksın, lâl olacak mantığını yok sayacaksın , bir gün sende aşık olacaksın ' diyorum anlamıyor beni ama anlayacak bir gün biliyorum. Ben, yüreğimi tanıyorum...

' Lanet olsun, sana olan sevgime, sana olan aşkıma, sana... ' diyeni de duydum ' İyi ki seni tanımışım, yıllar sonra aşkı öğrendim, sevginin bir insana hem acı hem mutluluğu bir arada yaşatabileceğini öğrendim, gülüşünü uzaktan da olsa görmek için terk edemedim bu şehri... ' diyenide gördüm. Ben bir tek 'Sevdamın sahibi...' diyene gönül verdim ve kapattım gözlerimi.

     Hayatın ' varlık' ve ' yokluk' yani 'hep ve hiç ' ler arasında gelip gider.
               Bir adam tanırsın kocaman yüreği vardır hep sevecektir bilirsin, sevemezsin yüreğin onun yüreğine el açmaz.
               Bir adam tanırsın kocaman bedeni vardır ve hiç sevmeyecektir, seversin onu. Bencilliklerini, onun kendine olan aşkını görmezsin, yüreğin sadece onun yüreği için el açar dua eder ama o adam sevmez belki bir kaç kere ' Seni Sev(m)iyorum ' der ve yüreğin bir ömür boyu bununla yaşar.
               Bir adam tanırsın o adam senin haritanı senden daha iyi çizer. Neleri seveceğini, nelerden hoşlanacağını, nelerden nefret ettiğini, hangi kitapları okuduğunu, hangi yazara hayran olduğunu, kimlere saygı gösterdiğini, hangi şiirleri dinlediğini, sinirlendiğinde kelimelerini, hüzünlendiğinde şarkılarını bilir gözlerine dalar, yüreğinde kaybolur belki de artık boğulur ama tek bir sitemi olmaz. ' Mutlu musun? ' der, o kocaman yüreği sadece bunu söylemeye cesaret eder, bir tek cevabını bilemediği budur. Yüreğinin olmadığını düşündüğü kadın cevap veremez o kadına dokunan bir tek sus-tur ve susmak onda o kadar güzel duruyordur ki adam bu suskunluğu hiç bozmaya kıyamaz...
               Bir adam tanırsın. Önce sesi küpe olur kulaklarına gözlerini görürsün sonra yavaş yavaş yüzü belirginleşir ellerini tanırsın adım atışlarını mizacını sonra ezberlediğin bütün zerrelerin dışında bir tek tanıman hissetmen gereken yer kalmıştır; yüreği. Yüreği düşer yüreğine, gözleri gözlerine, yüzü yüzene. Ellerin ellerinin şeklini almaya başlar, nefesin aynı melodiyle eşlik eder, kalp ritimlerin hızlanır. Eros bu sefer başarmıştır. İki yüreğin buluşması izlenir, gülüşler olur aynı tonda, hitab sanatını unutursun onu görünce. Kelimelerinin anlatamadığını söyler sana olan aşkını, tebessüm eder ufacık ' Kanatlarını unutmuşsun bu gün. ' der tebessüm edersin azıcık ' Senin yanındayken yerçekimini yok sayıyor bedenim ' dersin. Adam kadına 'Sevdam ' der kadın adama ' Herşeyim' ve bir şeyin herşey yapıldığı bir yerde başka bir kelimeye yer olmadığını bildiklerinden sus-ar-lar. O aşka senin adınla seslenir, sen aşkın tarifini onunla yeniden yazarsın...

Bir hikaye tam da bitti denilen yerden başlar...

11 Şub 2012

İnsan Bazen Öpebilmeli Kurduğu Hayallerin Alnından...


Bu aralar ilklere imza atıyorum hayatımda. Bak bu da bir ilk; önce fotoğrafı yükleyip sonra yazımı yazıyorum ilk defa.

İnsan isterse başarabilir en azından denemiş olur başaramasa da denesin bence yani bir gün başaramasa da en azından denemedim demeyecek.

Yapabilmeli insan asla dediği şeyleri, tadına varmalı onunda. Deli olmalı bazen ' Ben dünyanın kahrını çekeceğime dünya benim kahrımı çeksin' diyebilmeli.

Gidebilmeli insan; gidemeyeceğini düşündüğü yerlere gidebilmeli herkesten her şeyden öte farklı olanı görebilmeli.

Mutlu olabilmeli bazen; hiç gülemeyecekmiş gibi değil bir gün mutlaka gülecekmiş gibi azmetmeli.

Azat etmeyi bilmeli insan; 'Yolun açık olsun. ' diyebilmeli. Gelmeyeceğini biliyorum ama tebessüm edebileceksen git diyebilmeli.

Gelebilmeli insan; herkesi her şeyi hiçe sayarak ' Ferhat oldum dağları deldim sana geldim. ' diyebilmeli.

Kanatları olmalı insanın görünmeyen. Uçabilmeli bazen insan yer çekimini hiçe sayarak.

Cam kırıkları olan can kırıkları olmalı insanın hayatında geçmişini unutturamayan. Yüreğine battıkça acısını hissettiren, hissettirdikçe kamçılayan, kamçıladıkça dik durmanı sağlayan. Olmalı yani olabilmeli.

Canına sarıp sarmaladığı insanlar olmalı insanın hayatında, Dost gibi kardeş gibi anne gibi baba gibi... Canım dediklerinde canını vereceğin insanlar olmalı. Olmalı ki atılan adımın değerini öğrenebilmeli, bazen de öğretebilmeli insan. İnsan bilmeli ki değer verirsen verdiğin değerin kat kat fazlasını alırsın. En azından ben öyleyim yani öyle olduğumu sanıyorum.

İnsan bazen dostum, kardeşim dediklerinin de arkandan kuyunu kazabileceklerini bilmeli, bilmeli ki öğrenmeli öyle herkese can denilmiyor, denilemiyor... Eee can da bir yere kadar öyle değil mi o da bir süre sonra seni bırakıp gidebiliyor.

İnsan her zaman ' Can'ım ' dememeli, ' Ahir'im ' demeli sevdiğine, bir gün bırakıp giderse ölümlü dünya da, ölümsüzlükte yanında olsun diye...

İnsan bazen ' Neredesin? ' sorusuna; ' Yanında, tam solunda.' diyebilmeli. İnsan bazen aşkı uzaklardan yaşayabilmeli, mesafelerin verdiği o sıcaklıktan.

24 şubat anlamsız gelmeli insana ay pardon 24 şubat değildi o  14 şubattı sanırım hani şu sevgililer günü denilen gün. İnsanın sevdiğiyle geçirebildiği her gün her an özel olmalı sevgiyi aşkı yaşayanlara. Bence öyle, öyledir yani.

İnsan bazen değil içinden geldiğince söyleyebilmeli o kelimeyi. İçine doğunca kocaman bir mutluluk, kocaman bir huzur, kocaman bir neşe ' Seviyorum Seni' diyebilmeli.

İnsan bazen gerçekten sevebilmeli. Arzuladığı bir beden değil, bir çift göz bir tek yürek olabilmeli.

Kadın bazen inanabilmeli, şüphe etmemeli karşısındakinin bakışlarından, sevgisinden, sözlerinden...

Bırakabilmeli bazen kadın kendini seviyorum diyenin kollarına. Korkusu ne olursa olsun kapatabilmeli bazen gözlerini, nefes almayı unutmalı seviyorum dediğinin kollarında.

İnsan bazen yaşıyla değil yaşanmışlıklarıyla yaşlandığını bilmeli. Kanmamalı yaşının verdiği büyüklüğe, kandırmamalı ben büyüğüm diye.

İnsan bazen bilmeli ki öfkesi sevgisinin büyüklüğünden, sevgisi geçen zamanların pişmanlığından
ve insan artık öğrenmeli giden geldiğinde kapılar yüzüne vurulur hiç bir şey bıraktığı gibi değildir.

İnsan her zaman dua etmeli; ' Allah'ım aşkı öyle bir getir ki kapıma kör olsun gözüm görmesin hiç kimseyi, sahte aşklardan sen koru, gelecek sahtelikleri yüreğime dokunmadan al ve yüreği yüreğimle olan yâri yanımda eyle.'
Amin...