25 Oca 2011

'Benim bir suçum yokki; belki ben yokken yanında sevgilimin elleri üşümüştür düşüncesi yaktırttı o koca şehri ' Böyle birşeydi sanırım.

Mutlumuyum? Evet mutluyum aptal aptal gülümsemeler, yağmurun altında liseli aşık durumları, kullanılan hapların yarattığı uyku yoğunluğuna rağmen kalkıp bir bardak sıcacık çaydan önce sıcacık alınan simit, gazeteyle beraber yapılan kahvaltı ve sürekli suratımda o şapşal gülümseme...Ara ara dalsam da tutup çekiyorum kendimi oralardan senden benden her şeyden. Sadece gülümsüyorum. İyi geliyor bu bana yatağımdan huzurlu bir şekilde uyanmayalı çok uzun zaman olduğunu hissediyordum. İyi oldu böyle.

Unutmaya meyilliyken ezberim bozuyor her şeyi.Aşk diyorum sen , sen diyorum aşk çıkıyor karşıma. Bir kenara bıraktım yada bırakmaya çalıştım yüreğimdeki izini. Başarı payımın yüzdesi düşük bilirim bunda ne kadar başarılı olurum bilinmez. İnsan unuttum derken bile yanılıyor.
Unuttun mu?
Unuttum.
Neyi?
Onunla dolu her bir hatırayı?
Unutmuş olsaydın, hatırlayabilir miydin onunla ilgili bir hatıran birazcık anın olduğunu?

Dedim ya işte unutmaya meyledişimde bile ezberimde sen varken nasıl unutabilirim?...

Neyse mutluyum ben bak gülümseyebiliyorum. Sahi bakabiliyor musun sen bana? Görebiliyor musun sende beni gülümserken, hissedebiliyor musun canımın yanışını?

Özlemek yorar mı insanı?

Düşünürdüm, birgün sevdiğim insanın hayatından çıkmam gerekiyorsa  çıkarım. Uzaktan davulun sesi hoş gelir derler atalarımız. Düşünürdüm sadece işte. Duydum bir adam varmış sevdiği için sevdiğinin hayatından çıkabilmiş. Adım adım nefes nefes gölgesi gibi izlese de sevdiğini, ona uzak kalabilmeyi başarmış bir adam...

Birisi hep bekler, bekler, bekler,... Öyle bir bekler ki o an gelecekmiş yada sesini o an duyacakmış gibi her an onu bekler. Aylar geçer, abartır zaman yıllarıda geçirir, ne bekleyen vazgeçmiştir beklemekten nede beklenen dönmemekten. Gün gelir bırakır bekleyen bekleyişlerini. Beklenen gelir. Bekleyenin onu hep özleyeceğini düşündüğünü onu özlemekten, beklemekten hiç bıkmayacağını düşündüğü için gelmiştir ama bekleyen öyle bir darbe yer ki bu ........... dan. Sarsılır, sersemler ama kaldığı yerden, onu bıraktığı yerden devam etmeye karar verir. Bilir ne kadar mutluluk o kadar acı. Zıt kutuplar hep mi çeker birbirini?....

Her şeye rağmen gülüşlerim göz yaşlarımda olsa bunu bir tek ben birde beni benden iyi tanıyan kişi(ler) bilir. Neymiş o zaman ' HER ŞEYE İNAT GÜLÜMSE '.....

18 Oca 2011

Başucumda kabuslar saklasamda birgün ' Bana bir masal anlat baba' cümlesini kullanacak ve gün ışığımın ışığıyla dirileceğim anı bekliyorum belki de...

Uzun zaman geçmiş en son yazımın üzerinden. Yazmaya ara verdiğim zaman bu kadar uzun sürmemişti.

Yazmayışımın sebep neydi, yazamayışımın mı desek yada tekrar yazmak isteyişimin sebebi?...( E. min katkısını unutmamak lazım)

Nefes aldığımı bilenler, nefes aldıklarını bildiğim canlı kanlı insanlardan değilde öteki dünyadan, rüyalar aleminden geldi merhamet. Anlarlar mı ki?

Umutlarım köreldikçe, inançlarım da kuytu karanlık bir köşede saklanma arzusunu güçlendirdi.

Mesleğim yok benim öğrencilik dışında bir de bu aralar zimmetime geçirdiğim göz yaşlarım... Ben mi onları besliyorum onlar mı beni büyütüyor anlam veremedim...

Korku! En büyük korkun ne diye sorsalar bir gün attığım her adımdan korkacağım aklıma gelmezdi ki bir zamanlar elalemin lafını sözünü önemsemeyen ben şimdi birisi tek bir kelime söylemesin diye bir yerlerimi yırtıyorum. Zararını yine ben görüyorum.

Aslında insanın hayatta yediği her kazık hayata yeniden daha bir hırs daha bir azimle tutunmasına yeniden bir başlangıç yapmasına neden olur. Sayısını ne siz sorun ne de ben onları saymaya kalkışıyım.

Yapmak istediğiniz ve bir gün mutlaka yapacağınız o listeyi çıkarttınız mı? Ben hiç denemedim çünkü hayat hiç bir zaman planladığım sıralamada gitmedi...

 Ben, en yakınım dediklerimden hiç kopamam dediklerimden kaçtım. Gittim çok uzaklara gittim. Beden yine aynı yerdeydi de ruh çok uzaklardaydı. Fayda etmedi, ben bir kıvılcımla olmam gereken yerdeydim. Onların yanında olduğumdan pişman değilim de keşke birazda onlar benim yanımda ....

Bu şehirde başladı her şey. Peki her şey tekrar bu şehirde mi bitecek?

Ben kaçsamda seni düşünmekten kaçamadım işte. Kaçtığımı sandım belki de kaçtım ama düşüncelerimden kovamadım. Kararlarını verdiler. İlelebet hapsettiler beni şimdi; düşünce suçundan...

Siz benim hayal etmeye cesaret edemediklerimi düşünebilir misiniz peki ya yazmadıklarımı okuyabilir misiniz?..

' Çocukluğumun unutulmaz en güzel anı annemin beni okula gitmem için sarılarak uyandırması olmuştu. ' dedi. Baktım, doldu gözleri. Canını yakan neydi annesinin ona sarılması mı, yoksa annesinin ona bir daha hiç öyle sarılamayışı mı?

Kimsesiz bir gökyüzüne lal bir dilin tüm sesiyle haykırması kadar sağır
Karanlık sularda bir amanın gözlerini araması kadar kör yani anlamsızlığa yeni anlamlar yükler gibi yalnızca 
Yalnızlığa anlatıyorum kendimi
Çıkmaza düşmüş şiirlerin koynunda bir uzun yol oluyor kalemden süzülen her harf 
Her gece aklımın kabristanlarında yankılanan sahipsiz bir ölüm çığlığı 
Masumiyeti dilimde eskiyen ve dudaklarımın ucunda bitmek bilmeyen acılı  tiryakilikler ve sonrasızlığın deminde keder dökülüyor kağıtlara 
Hasıl-ı aşk ölü doğmuş bir çocuk şimdi
.
.
.
ama sen kendini sök düşlerimden sök ve git şimdi 
Yolların koynunda başımı yaslayıp ölümün yamacına bunca acıyla yoldaş olmuşken ben sen kaç benim kalabalığımdan ve bir intiharın şafağında sesini sil şiirlerimden 
Olmasın dönüşü gittiğin yolun 
Kalemi kırılmış gelişlerin hükmünde sonsuz bir gidişle umutlara aç yüreğini 
Yüreğini toparla yüreğimden cellat bayramı asılışlarda nasırlı urganlar kuşanmış şiirlerde seyreyle yüzümü ve zaman not düşsün akreple yelkovan 
Yüzün kalbimin ortasında yalnızlık yazgısı yemin olsun ki 
Belki arınıp mezar kalabalıklarından ben yine ben olurum 
Yağmurlu bir gökyüzü akşamı hani olur ya düş yorgunu bir martı gelirde hatırlatırsa beni 
'Ziyan ömürler kucağında kendine has ölümler büyüten bir deli çocuktu. 'dersin. 
Hadi git şimdi git ki gözlerine ayrılık değmezsin...

                                                                                                    Kahraman T.
  

Bugünlük bu kadar yeterli, zaten paslanmış gibiyim sanki...Bir tanede şiirle kapatıyım sayfamı Zamanlar vardır susar taş olsa bıçak olsa zamanlar vardır susar, gemiler vardır; büyük sessiz ve ufka doğru yol alan hayatlar vardır tıpkı gemiler gibi ' Dur Gitme! ' diyemediğin...