8 Eki 2010

Ebru Kaçar !...

Beynimi kemiren nasihatler, benim o nasihatlerle işim olmaz triplerim, çoğu zaman umursamıyormuş gibi davranmam, dizi izlerken en komik sahnede bir baheneyle gözlerimden sızan damlalar, hayatta olmaktan nefret ettiğim günler, neden yaşıyorum neden diyen isyanlarımın içimi parçalaması, lanet olası memeurlardan nefret ettiğim halde memur olmak istemem ama o sınavı kazanmak için harcayamadığım çaba, korkularımın kendini aşması ve artık sadece kendimden korkan bir ben olması ve artık buna dayanamayan beden ve ruhun intihar isteği...

Korkuyorum kendimden. Bir doktorum olamaz benim. Şifam yok. Eriyorum gün be gün. Görüyorum ama bunu engellemek için bir şey yapmıyorum. Günışığım yanımda olduğu zman bir başka oluyorum ama onun varlığına gösteremediğim özen, onun için daha fazlasını yapamam perişan ediyor beni.Birisi gelip benim günışığıma zarar veriyor benim elimden hiç birşey gelmiyor. Konuşmuyor şimdi benimle anlatmıyor eskisi gibi. Büyütüyormuyum bunu bilmiyorum ama o benim günışığım diyorum. Susmak geliyor onun için, içimdeki orkestra susmuyor. Çaresiz bekliyorum sakinleştirmeye çalışıyorum kendimi....

Geçen gün konuşurken birisi ' Allah insana kaldıramayacağı yükü taşıttırmazmış' dedi. Allah'ım yarattığın kulu elbet tanırsında verirsin çilesini, derdini, kederini. Ben taşıyamıyorum neden verdin bana bu kadar fazlasını?

Bir süre herşeye ara veriyorum. Bu ne kadar sürer bilmiyorum ya uzun ya kısa....

Özür dilerim herkesten, verdiğim rahatsızlıktan dolayı....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder