9 Eyl 2010

Üç Nokta (...)

Zaman artık ne çabuk geçiyor daha dün gibi hatırlıyorum geçen bayramı... Duble yalan hiç birşey hatırlamıyorum ama bu bayramı unutmayacağım aşikar en berbat geçen bayramdı. Bir kere o kadar suratsızdım ki her gittiğim evde ' Neyin var? Hastamısın? Ne oldu? ' gibi can sıkıcı soru yağmuruna tutuldum. Bir şeyim yok başım ağrıyor diye geçiştirmeye çalıştımsada yemediler. Aynı soruyu aynı kişiden en az on kez duydum. ' Lan bi s.. gidin başımdan sizene bu güne kadar sormadınızda bugün mü soruyosunuz... ' dedim içimden milyonlarca kez. Haykırmak istesemde yüzlerine, yapamadım. Anlamışlardır ne kadar vazgeçtiğimi onlardan. Arkadaş ortamında genelde suratsız, susan ... birisiyim ama aile ortamında tam tersi nerde geyik orda ben kahkahalar atılan bir yer varsa orda ben varım gibi bir şey. Bu durumum onlara acayip geldi normal olarak. İçinde bulunduğum durum ne kadar berbat olursa olsun onların durumları umrumda değil...Genelde çok susan ve ağlayan insanın çok büyük sıkıntıları vardır ya sürekli gülümseyen ? Onlara göre böyle bir sorun yok bu gülücükler mutluluk sembolüdür. Öyle değil işte... Sürekli yakınan bi insanla sürekli susan bir insan getirin karşıma susan kişidir derim savaşı büyük olan yada gülümseyerek kendini hiç anlatmayan. Ne kendimi anlatacak gücüm var artık ne gülümseyecek ne de ağlayabilecek. Çok yorulmuşum... Sınavları atlatmam bir yük kaldırmadı omuzlarımdan yani demek oluyormuş kiii sorunum sınavlar değil bi düzen halinde sürüldüğünü düşünelen hayatımda her bir şey ters gidiyor... Lan ben bir de o kadar çok değiştim anlatamam... Bunu söyleyen birisi vardı ( M.) ona her seferinde büyüdüm artık fikirlerm görüşlerim elbette değişecek derdim doğru insan, çocukken, gençlik döneminde, orta yaşlarda ve yaşlılık döneminde aynı görüş ve fikirlere sahip olamaz bunun her zaman arkasındayımdır. Benim değişimden kastım şudur kiii; Eskiden konuşacağım cümleleri düşünerek karşımdaki kişinin canını yakmamaya özen göstererek söylemeye çalışan ben, şimdi umrumda değil modumdayım banane ya ne anlarsa o işte cümleler açıkça dökülüyor dudaklarımdan birde ona ne anlatmak istediğimimi anlatacam diyorum çekiliyorum aamaaa bi süre sonra tüh yazık vah yazık ayıp ettin lan öyle söylenir mi diye pişman da oluyorum yani o kadar acımasız olamıyorum. Zaten o kadar acımazsız olsaydım kimseyi düşünmeyen sadece kendi çıkarları için uğraşan falan, ülkeyi yada dünyayı yönetenlerden birisi olurdum...
7 Eylül doğum günümdü... 23 oldum... Yaşımızı gösteren rakamlar hiç bir halta yaramıyor. Ne ileri ne geri adam olamadıktan sonra bir iki rakamın ne anlamı var ki.... Kendimi bildim bileli doğum günüymüş, pastaymış, mumları üflemeymiş, sürprizmiş, hediyeymiş nefret etmişimdir. Bu doğum günün de bir istisna oldu ' Çiçeğim, Kuzum ve Ben' kursta püfledik, üfledik, yedik, içtik. Sevmediğim bir şey olsa da yaptık işte. Güzeldi yani.. Teşekkür ederim kuzummm :) Feysbuk olmasaydı çoğu kişide hatırlamayacaktı doğum günümü, olmasına rağmen hatırlamayanı söylemiyorum bilem hıh.
Şu Kpss işi iyiden iyiye delirtmeye başladı olup bitsede kurtulsak artık. Canımdan bezdim ya her şeyi ona odaklamışım sanki hayatımı bu sınav kurtaracakmış gibi. Sadece ben değil ki çoğu insan böyle işi olmayanlar daha çok.
Güvensizlik. Ne iğrençtir. İnandığın birisi olmalıymış şu hayatta kimseye inanmadan olmuyormuş. Bir aşka, Yaradan'a, Dosta, Anne' ye, Kardeş'e .... en azından bir şeye. Öl dediğin zaman ölecek birisine ne biliyim ben. Böyle hayat sürmüyormuş gördüm, yaşadım , yaşıyorum ve daha ne kadar yaşayacağım bilmiyorum... Keşke yaşadığım alemde ' Ben bu hayata yaşamak için değil Öylesine bakmak için gelmiştim ' diyebilseydim. Sanırım bu kadar bunalımda olmazdım.. Kendimi istiyorum artık ben yaaa. Bir yerlerde kaybettim de nerde bulamıyorum. Beni bulan birileri beni bana iade edebilirler mi?....

Bu gün müzik listemde bir şiir buldum Kahraman TAZEOĞLU'ndan  Sen sevgilim değilsin diye paylaşmak istiyorum
Umulmadık öyküler kavradım
Hayaller berduş...
Mecalsiz cümleler anlatmaya
Eş zamanlı ölümlere terktim
Uyku deryasının ortasında yakalar gölgen beni
Ne kabusumdur, ne rüyam, ne hayalim
Son nefes tadında heyecansın
İki eş parçaya ayıran
Soğumdan tut sıcağıma kadar, tümlerimi
Tuttuğum iki dilekte sensin
Bitişim, başlangıcım
Sevgilim değilsin
Sen bensin, bense bitirdiğin cümlelere
Üç nokta (...)

2 yorum:

  1. "Sürekli yakınan bi insanla sürekli susan bir insan getirin karşıma susan kişidir derim savaşı büyük olan yada gülümseyerek kendini hiç anlatmayan. "


    Daha savaşacak çok savaşımız var kuzum... İnan bana daha çok zaferimiz var kutlayacak. Daha yeni başlıyoruz. :)

    YanıtlaSil
  2. En azından savaşabiliyoruz kuzum zaferimiz olsada olmasada savaşmaya cesaretimiz var :))

    YanıtlaSil