30 Tem 2010

Değişik Günlerden Bi Kaç Tanesi

Bir anda verilen tatil kararı deprosyanda olan bana pek yaramadı sanırım. Aslında yarımıştı, eve geldiğimin ikinci günü anladım bunu eski davalar o ses (sessizlikten sonra) o tartışmalar tekrar başladı. Evdeki adrenalin devam etmekte beni korkutma çalışmalarında başarılı olan birileri sevinçten dört köşelik birşey olsada ben üçbuçuk atıyorum... Evde resmen ' Paranormal Activity ' çekiliyor.  Yakında bir tane kamera alıp ben uyurken benim odadaki (varsa eğer hareketliliği) çekmeye başlayacağım yada evin yerlerini pudralayıp garip ayak izleri var mı falan diye kontrole başlarsam şaşırmam. Çok pis tırsıyorum nan.Olmuyor böyle nasıl ben bu paronayaklıktan çıkıcam bilmiyorum ama bir an önce çıkmam lazım iki ay sonra sınaw var yaaa. Böyle sabahlara kadar uyuyamıyorum sonrada dersaneye gitmeyince ' aman be yine dersi kaçırdım' diye mızmızlanıyorum. Yok yok hemen bi hal çaresini bulmak lazım bunun...
Dün olağan üstü hal olduğu için evden dışarıya çıkmak zorunda kaldım. Tatilden sonra miskin miskin tadını çıkartamadım odacığımın. Evimde mümkünse odamda bilgisayarımın başında bir hafta iki hafta süresi farketmez ben müziklerimde şiirlerle falan kaybolurken dokunmasın kimsecikler bana yaw...Depresyona girmişim ben eneee.
Geleceğe dair yapılan planlarım suya düşecek, kendime gelmezsem. Gidicem işte ben küçük sessiz sakin (mümkünse geçimi zor olmayan ekonomik) bir yere gidicem uğraşmayın nan bennen. Bu arada türkçeyi dağıttım resmen neyse uzun zmandır yazamayışıma verin artık kusuruma bakmayın :P
Bu aralar şu iki kelimeye sinir oluyorum ' Kusura Bakma' . Eğer sen bi kusur işlediysem bakarım abi, bakarım yani bakmamaış gibi yaparım ama bakarım. Ne bu be sen gel aynı şeyi on kere yap ben kusura bakmayım sıradaki gelsin diye bekleyim sen kusura bakma de çekil kenara. Bundan sonra kimse bana kusur neyim yapmasın ben kusurları affetmemeye çalışıyorum Kendi kusurlarımı daha ört bas edememişken sizinkiler şurada dursun. Ne güzel ya sen gel benim hayatımı alt üst et sonrada çık karşıma ' Kusura bakma herşey benim hatam ' de. Evet senin hatan. Üstüste yapılan hatalardan doğan zincirleme kazalar istemiyorum ben hayatımda hani benim hayatım üzerinde yapılan hatalarya bunlar hani ben bir yerden tekrar başlıyorumya hayatıma hatalar olmasın artık mümkünse.
Bu arada dün bir kaza oldu uww fena iki metre ötemizde hızla gelen araba virajı alamayıp önce kaldırıma çarptı sonra daireler çizip tekrar kaldırıma çarptı. Biz E. ile yanyanaydık ( E. deki reflexleri sormayın zaten garip garip reflexler :P ) ama o anda ne yapacağımızı ikimizde şaşırdık ben hemen arabaya doğru yöneldim E. kolumu tuttu ' dur ya manyakmısın bekle '  ben ' ya dur bırak' falan diyorum E. tabi bırakmadı bi kaç dakika sonra ikimiz beraber gittik adam çıkmış içerden ben direk sürücü koltuğuna baktığım için adam içerde vallaha öldü adam diyorum içimden meğer adam içerden çıkmış hava yastığıymış onlar adamın ordan sapasağlam çıktığına mı seviniyim şapşallığıma mı gülüyüm karar veremedim bir an ama çevreden gelen yardımsever görüntüler gözlerimi yaşarttı. Bir de insanlık ölmüş derler... Bizim insanımız yapar yapacağı pisliği ama duyarsız kalamaz işte bu konularda.
Geçen günde metroya bindim manyağın birinin yanına oturmuşumda haberim yok. Ben nerden biliyim abicim adamın manyak olduğunu tipe bakınca anlaşılmıyor ki. Dakika bir gol bir daha kızılaydayız kapı kapanırken arada kalan birini savunmak amaçlı etti sanırım o küfürleri ama kapı ne anlar anam küfürden millet adama bakıyor ama onda tık yok bi susuyum falan hiç utanma desen Allah hak getire zerresi yok vallaha bak. Sonra bir de pişkin pişkin etrafa bakıp 'kızıyorum napıyım' diyor tabi o bu küfürleri savururken benim düşünceler arka arkaya geliyor kendi kendime ne çok şey kurdum anlatamam ama burda bi kaçını yazıcam yoksa çok uzar,
  • Lan şimdi burdan kalksam bana da laf söylermi ki hayır bende susmam bişeyler söylerim kavga çıkacak Allamın manyağıylamı uğraşıyım
  • Ya şimdi şöyle baksam biraz sessiz olurmusunuz desem 
  • şimdi hayrına bi yaşlı yada çocuklu yada gazi neyim gelsede yer versem
  • ya sakin ol kızım bu Ulus ta evet evet bu kesin Ulus ta iner  
Ulus' ta ineceğine kendimi o kadar çok inandırmıştım ki beş dakikalık bir süre benim kalan ömrümü götürdü  Adam metroda çekmeyen telefon radyosunada küfrederken ( en komiği buydu, burda gülmemek için kendimi pek zorladım) ve garip hareketlerine devam ederken, arada sırada karşıdan birisiyle konuşuyodu ben ' len acaba yandaki arkadaşımı ki kalkıp onunla yer neyimmi değiştirsem' diyorum ama kafamı kaldırmadan kitabımı okuyomuş gibi yapıyorum.Arkadaşı falan da değilmiş zaten ayağa kalkınca gördüm adam gazete okuyodu. Ulusu geçtik adam inmedi ben 'ne yapsamda kalksam diye düşünceler içindeyken üç kadın birisi bebekli ' kalk len tam zamanı işte kalk yer ver en azından birazcık olsun rahatlarsın ' dedim ve kalktım benim kalkmamla o da ayaklandı ben ayaktayım köşeye geçtim adamda tam geldi benim yanıma çötü yere ' uf Allah'ım ya uff neydi benim günahım' diye içimden geçirirken baktım iki tane polis derin bir ohhhh dedim şimdi birşey diyemez işte susar artık dedim polisler indi yapışasım geldi ellerine ayaklarına n'olur inmeyin dönüşte inersiniz falan diye ama yok yapamadım bu arada millet bana acır gözlerle bakıyordu. Ben kendi kendime senaryolar yazmaya devam ediyorum pencereden dışarı falan bakıyorum Allam son dakikalarımı yaşıyorum kesin uff son durağa geliyoz lan insene artık benim arkam dönük sürekli dua edip duruyorum falan bi ses ' Ne var ' dedi aha valla birisi dayanamadı benimde bu korkmuş halimi gördü yazık kıza diyerekten basacak kalayı. Birden döndüm arkamı baktım adam telefonla konuşuyomuş Tüh beee. Kalıbına t.... senin. Tekrar son dua 'Allam n'olur lütfen yaa bu durakta insin n'olur n'olur' dedim kapı açıldı bu hala oturuyo kalktı son durak dedi son küfrünü savurdu bana şöyle içli bir bakış attı baktı baktı baktı indi ohhhhhhhhhhhhhhh verilmiş sadakam vamış dedim sevinç naraları atacaktım yeminlen nasıl sevindim nasıl sevindim anlatamam. O gün en güzel sevincin üzerine bu sevinçle eve gittim.

10 Tem 2010

İşte gidiyoru(z)m

Bu seneyle ilgili bir tatil planımız vardı arada sırada kurulun planlara pek inanmıyorduk ikimizde. Belki de ikimizde birbirimizi kandırırcasına kuruyorduk o hayalleri. Eylülün sonunda gideriz tatilimizi yapar geliriz, sınavlarda bitmiş olur diyorduk ama ne kadar inanıyorduk buna bilinmez. Bir hafta önce kuaförde beklerken E. birden ' kuzu nan gidelim şu tatile haftaya' dedi. Heh oldu nereden çıktı bu nan şimdi. Aslında mantıklıydı eylülde gidemeyecektik neler çıkacaktı... Plansız yapıldı hemen toparlanır gideriz denildi gerek yok çok şeye kafamızı dinleyelim yeter denildi ve yarın yola çıkıyoruz. Bize işlemiyor plan program olacaksa böyle birden olacak bir disipline sokamadık gitti şu kendimizi. Hoş biletleri alana kadar inanmamıştım gideceğimize, biz biletleri zorla aldık( yer bulmakta sorun yaşadık azıcıkta) ben hala inanamıyorum şimdi büyük gün geldi çattı sevinç hüzün karışık. Her şeyi arkamda bırakıp gideceğim ki dönüşümde karşılamasınlar beni burada yada oraya götürüyüm orada bırakayım ben onları...

Kimse arkamdan su neyim dökmesin ben uzunca bir süre orada kalmayı düşünüyorum :P birazcık toparlansam yeterli :)) Kaçtım ben, yarın zafer günü :D

8 Tem 2010

Anlam Yükle Bana!

Ben blokçuğumu kimse okumuyor sanıyordum yaa.... Bir kuzucum okuyor biliyordum ama son yazımda tepkileri üzerime çekmişim haberim yok sitem mesajları yağdı resmen... Hissettiklerimi yazdım ben yok ki bir suçum...
'Bu aralar çok farklıyım son yazılarımdaki gibi hissetmiyorum' diyebilmeyi çok isterdim ama o boşluk sardı bedenimi... Hiç istenilmeyen bu karanlığın içindeymişim. Şöyle birazcık atsaymıştım içimden onu kalmazmıştım karanlıklar içinde, yapmamışım... Kimseye andırmamakla olmuyormuş bir süre sonra istemeden de olsa anıyormuş insan. En derinlerdeymişsin söküp bir türlü atamamışım. Yanılmışım... Kendimi aptal gibi hissediyorum hem bomboş bir o kadarda dolu. Bir süreç bu da belki benim için... Kendime verdiğim dersler bitti.Olmayacağına inandığının farkında da olsan çocuksu bir  his alıyor işte aniden...
Keşke hep çocuk kalsaydık umutlar hep taze olurdu unutup başka bir şey için ümitlenir oda olmazsa nazla şımarıklıkla diğer bir şeyi isterdik. Çocuktur unutur ya biz! ya ben! Unutamıyorum... Unutmuş gibi görünüyorum ama acı veren anları da en güzel anları da unutamıyorum. Bu yüzden sanırım karar veremeyişim... Tanımlarım kaybolmuş. Nefret nedir sevgi nedir bilemez olmuşum. Nefret vardı içimde, emindim kendimden... Ne oldu şimdi bir seste yok, bir silüette.
Yazamıyorum, parmaklarım yazmıyor, fikirlerime kilit vuruluyor sanki. En iyisi şarkılar anlatsın.
dinleyiniz...
Bu arada tatile gidiyorum. Evden nasıl izin alabildim bilmiyorum ama pazar gününe biletimizi aldık bitti yani gidiyorum... Duygular karışık gidiyorum toparlayıp geleceğim...

3 Tem 2010

Hayal'et

İlk kez ne anlatacağımı bilmeyerek açtım bloku... Birikmedi içimde yani ne yazacağım... His'siz geçen saatlerimde, hissetmek istediklerimi yazacak takatim de yok aslına bakarsanız. İsterdim ki hayatım da şu da olsun diyebileceğim hayallerim olsun.K. bugün durdu hayalimin ne olduğunu sordu. Hayallerimin mesleği, bir ev, bir araba, güzel bir hayat ... diyemedim ' Yok benim hayalim ' çünkü hayal kırıklıkları istemiyorum.  Hep bir yarım kalmışlık, tamamlanamadan bitmek. 

Kötü! Fena! Berbat!

İnsanların hayallerini yansıtır, hedefleri. Hedeflerim nelerdi? Çok soru var ama cevapları belirsizlikler içinde. Cevap veremiyorum öyle net bir şekilde, ismimi yansıtamıyorum hayatıma, isminin özelliğini taşıyamayan insanlardanım. Rengarenk değilim öyle çoğu zaman karalar giyip çıkartamıyorum üzerime yapışmışçasına. Rengim yok benim. Gülerken bazen öyle en içten kahkahalarla bitiveriyor enerjim, pili bitmiş bebek gibi söylediğim sözlerde yarım kalıyor. 

Efkarlıyım bu gün.

Öyle en güzel güne uyanırcasına uyanamıyorum gözlerimi kırpıştırarak, beklemiyorum artık en güzel günü, en güzel güneşi, en güzel sabahı. 

Yar' ın kenarında hissediyorum kendimi. Adım atsam bitecek her şey, geriye dönsem bitmiş her şey. 

Kararsızlıklarla dolu zamanımın içinde kararsızlık var yine anlam veremediğim...

Nasıl büyük bir boşluk bu çevremdeki herkesi bu boşluğa çekiyorum sanki kendimi hapsetmişim zaten... O karanlığa, boşluğa, anlamsızlığa.

Neydim ben? 

Arkadaşlarım için, yanımda olduğunu savunan kişi için, annem için, babam için, kardeşlerim için,... 

İnkar etmiyorum, hatalarım oldu belki büyük belki küçük ya affedilir yada affedilemez insan işte hatasız olur mu? Hakkettim mi bunları? Bilemem. Kimin ahını aldım. Bilemem 

Tek bir şey biliyorum; Mutsuzum hem de çok....

Biri olsa sarıldığımda unutturan her şeyi, beni kör eden, beni heyecanlandıran ne biliyim be birisi işte... Ama hangi sıfatta bilmiyorum... 

Eskiden hayal'et bir sevgilim vardı. Hayallerimde düşlediğim... Öyle selvi boylu, esmer, kumral, sarışın falan değildi... Beni severdi. Bakışları titrerdi ellerinden, bedeninden ziyade. ' Seni Seviyorum ' derken öyle içten söylerdi ki oracıkta ölesim gelirdi. Öylesine sevmezdi ölesiye severdi. Kelimeler yetmezdi Aşk-ı tarif etmeye...
Ben onu görünce düş'ümde elimi tutardı erirdim, dilim lal olurdu konuşamazdım, O'nu görmek için zamanı iple çekerdim, onun için yazardım, O'nu düşünür O'nun için hecelerdim kelimelerimi O olmadığı zamanlar, her eylemimde onu zikrederdim... O'nu severdim. Her yerde bir O bir ben vardım. O benim düş'ümdü ben düş'meden önce, hayallerimden feragat etmeden önce... 

                                                                                                                             £bru Ç.